Emniyet ve Adalet

Medet Önlü suikastı gerçekleşmeden öncesinden başlayan ve bugüne kadar devam eden bazı kafa karıştırıcı gelişmeler söz konusu. Önlü’nün suikastten önce çeşitli kişilerce takip ve taciz edildiği biliniyor. Suikastla ilgili soruşturma devam ederken, ne Emniyet birimleri ne de Adalet organları henüz hiçbir başarı kaydedebilmiş değil.

1. Emniyet

emniyet

Suikast öncesi:

Medet Önlü, siyasi faailetleri sebebiyle çeşitli gruplardan zaman zaman tehditler almaktaydı. Suikasttan önceki aylarda, takip ve tehdit vakaları artmaya başladı.

Önlü’nün 2013 yılının başlarından itibaren çeşitli tehdit ve takiplere maruz kaldığı düşünülüyor. Bazı takip olaylarına yakınlarının tanıklıkları da söz konusu. Cinayet şebekesi kendisiyle temasa geçmeden önce ve geçtikten sonra, onlardan tamamen farklı kişi veya kişilerin Önlü’yü takip ettiği ve tacizlerde bulunduğu sanılıyor. Yani suikastı gerçekleştiren ekip Medet Önlü ile temasa geçtiğinde, Önlü’nün hali hazırda başka bir grup tarafından takip edildiği ve gerçek suikastçılarından bu yüzden şüphelenmediği düşünülüyor.

Medet Önlü

Medet Önlü

Suikastın azmettiricisi Rizvan Ezbulatov ile Medet Önlü’nün 30 Nisan 2013′te Ankara Kızılay’da bir kafede yaptıkları görüşme Emniyet ve İstihbarat birimlerince kayıt altına alınmış olmasına rağmen soruşturma dosyasında Rizvan Ezbulatov’la ilgili hiçbir delil, bilgi veya görüntü bulunmuyor.

Benzer şekilde, suikasttan önceki birkaç hafta boyunca, Önlü’nün ofisinin bulunduğu çevrelerde keşif yapan araçların ve grupların bulunduğu tespit edilmiş durumda.

Suikastın gerçekleştiği Önlü’nün ofisi, Balgat Çetin Emeç Bulvarının üzerinde. TBMM’ye 3-4 km, Başbakanlık ve diğer bakanlıklara 2-3 km, çok sayıda parti binasına birkaç yüz metre uzaklıktaki bir bölgede.

Emniyet güçleri, rastgele gerçekleşen herhangi bir adli vakanın bile tüm faillerini dakikalar içinde tespit edip yakalayabildiği bir bölgede, farklı kişi ve gruplarca günlerdir adım adım takip edilen ve aslında Emniyet tarafından da izlenen birinin emniyetini sağlayamamış, onun öldürülmesine engel olamamıştır.

Suikast sonrası:

Suikastın hemen ardından soruşturma başlatıldı ve Polis konuyla ilişkili olabileceğini düşündüğü çok sayıda kişiyi gözaltına alıp sorguladı.

Murat Aluç’un suikast öncesinde birlikte yaşadığı kadın Dilaram Koyun, ablası Meliha Karaoğlu ve suikastle ilişkili olabilecek diğer gözaltına alınanların tümü, olayla ilgisi olmadıkları gerekçesiyle serbest bırakıldı. Serbest bırakıldıktan sonraki takiplerde bu kişilerin bazılarının Aluç’la çeşitli şekillerde haberleştikleri tespit edildiyse de, Emniyet yeniden sorgulanmaları yönünde henüz bir adım atmadı.

Suikastın sonrasındaki günlerde, tetikçinin deşifre olmasıyla beraber bulunduğu yer hakkında Polis çok sayıda ihbar aldı. Bu ihbarların çoğu tetikçiyle tanışan Emniyet muhbirlerinden geliyordu. O günlerde Polis, bu ihbarlar üzerine baskın yapmak için defalarca operasyon hazırlığı yaptıysa da, bu operasyonların henüz başlamadan iptal edildiği biliniyor. Amirlerinden iptal kararlarını duyan Emniyet görevlileri, uygun bir gerekçe veya açıklama verilmediğini ifade ettiler. Sonraki günlerde Murat Aluç tamamen kayıplara karıştı.

Olayla ilgili delillerin tamamen toplanması birkaç hafta içinde tamamlandı. Sonrasında hiçbir yeni delil eklenmeyen dava dosyasının Savcılık’a teslim edilmesi için bir engel bulunmasa da, bu süreç 4 ay kadar sürdü.

Bunun yanı sıra, olayın üzerinden 1 yıldan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen, Emniyet güçleri şimdiye kadar herhangi bir suçluyu yakalayamadı.

Soruşturma için hazırlanan polis fezlekesini indirmek için tıklayınız.

2. Adalet

Emniyet’in oluşturduğu dava dosyası suikasttan 4-dört ay sonra TMK m.10 kapsamında özel yetkili Türkiye Cumhuriyet Savcılığı’na devredildi.

adalet

Soruşturmada son durum:

İddianameyi hazırlamak için dava dosyasını Emniyet’ten teslim alan savcı, dosyadaki eksiklikler sebebiyle tekrar Emniyet’e göndermiş ve eksiklerin giderilmesini istemiştir. Davanın açılması için Emniyet’in bu istek doğrultusunda dosyayı güncellemesi ve tekrar savcıya teslim etmesi beklenmektedir.

Geçtiğimiz günlerde Savcılık’a başvuran Önlü’nün avukatı ve ailesi, soruşturmanın suikast öncesindeki organizasyonu ve özellikle Rizvan Ezbulatov ve Murat Aluç’un bağlantılarını içerecek şekilde genişletilmesini talep etti. MİT’in ve Emniyet birimlerinin Savcılık’a bu konuda daha fazla bilgi sağlayıp sağlamayacağı henüz bilinmiyor.

Ayrıca bazı özel kaynaklardan alınan teyit edilmiş bilgilere göre soruşturma dosyası İstanbul Emniyeti TEM Şubesi’ne hiçbir zaman ulaştırılmamış, İstanbul Polisi’nin bu konuda çalışması sağlanmamıştır. Cinayet şebekesinin İstanbul merkezli olduğu düşünüldüğünde bu gelişme son derece kaygı vericidir.

Medet Önlü’nün ailesi ve yakınları, onlarcasına tanık olduğumuz faili meçhul cinayetlerden veya sonuçlanmayan yargı süreçlerinden biriyle karşı karşıya kalmış olmaktan ciddi şekilde kaygı duyuyor.

-->
Medet Önlü İçin Adalet!
2013-2015 ©