Zaman: Çeçenlerin Suriye’de kullanılmasına karşı çıkan Medet Önlü cinayeti neden çözülmüyor?

Dört sivil toplum kuruluşu, 22 Mayıs 2013’te suikasta kurban giden Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü dosyasının hâlâ aydınlatılmamasına tepki gösterdi. Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yaşar Aslankaya, 20 aydır soruşturmada somut mesafe kat edilmediğini; zanlıların kaçtığını ve arkasındaki isimlerin ortaya çıkarılamadığını belirtti.

Çeçenlerin Suriye’de kullanılmasına karşı çıkan Medet Önlü cinayeti neden çözülmüyor?

KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU, İNSAN HAKLARI DERNEĞİ, MAZLUMDER VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI’NIN DA ARALARINDA BULUNDUĞU GRUP, ANKARA ADLİYESİ ÖNÜNDE MEDET ÖNLÜ CİNAYETİNİN AYDINLATILMASI İÇİN BASIN AÇIKLAMASI YAPTI.

AYŞENUR PARILDAK

13 Ocak 2015, Salı
Medet Önlü 2013’te öldürüldü. Tetikçiler bir buçuk yıl sonra yakalanabildi. Çeçen lider cinayetinin perde arkası ise hâlâ aralanamadı. Dün bir araya gelen 4 STK, adliye önünde çağrı yaptı: Sorumlular yargı önüne çıkarılmalı.

Dört sivil toplum kuruluşu, 22 Mayıs 2013’te suikasta kurban giden Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü dosyasının hâlâ aydınlatılmamasına tepki gösterdi. Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yaşar Aslankaya, 20 aydır soruşturmada somut mesafe kat edilmediğini; zanlıların kaçtığını ve arkasındaki isimlerin ortaya çıkarılamadığını belirtti. Önlü’nün, Çeçenlerin Suriye’de piyon olarak kullanılmasına karşı çıktığını söyleyen Aslankaya “Bu cinayetin aydınlatılmaması Türkiye Cumhuriyeti’nin ayıbı olacaktır.” dedi. Açıklamaya İnsan Hakları Derneği, Mazlumder ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı da destek verdi.

4 sivil toplum kuruluşu, 22 Mayıs 2013’te suikasta kurban giden Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü dosyasının aydınlatılmamasına tepki gösterdi. Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yaşar Aslankaya, 20 aydır soruşturmada somut mesafe kat edilmediğini; zanlıların kaçtığını ve arkasındaki isimlerin ortaya çıkartılamadığını belirtti. Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapan Aslankaya şunları söyledi: “Medet Önlü’nün Çeçenlerin savaşlarda piyon olarak kullanılmasına karşı çıkan istikrarlı bir tutumu vardı. Katledilmeden önce de Çeçen sığınmacıların Suriye’de kullanılmasına karşı çıkmıştı. 20 aylık süre geçmesine rağmen, cinayetin arkasındaki güçlerin hâlâ tam anlamıyla ortaya çıkarılmadığını ve sorumluların adalete teslim edilmediğini üzüntüyle gözlemlemekteyiz. Cinayetin soruşturulması sürecinde birtakım ciddi ihmallerin hem emniyet alanında hem de hukuksal alanda sürdüğünü görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde güpegündüz işlenen bu cinayetin tam olarak aydınlatılmaması Türkiye Cumhuriyeti’nin ayıbı olacaktır. Bu cinayeti planlayanlar ve amaçları ortaya çıkarılmalı, cinayete dahil olan tüm sorumlular derhal belirlenerek yargı önüne çıkarılmalıdır.”  Açıklamaya İnsan Hakları Derneği, Mazlumder ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı destek verdi.

Cinayetten hemen sonra güvenlik kameraları, telefon kayıtları ve Medet Önlü’nün günlüğündeki bilgiler kullanılarak başlıca şüpheliler tespit edildi ancak bu isimlerden Murat Aluç, Ömer Peltek ve Rızvan Ezbulatov yakalanamadı; Rusya vatandaşı Ezbulatov cinayetten iki gün sonra Atatürk Havalimanı’ndan yurtdışına kaçmayı başardı. Güvenlik kameralarıyla tespit edilen tetikçi Murat Aluç, suikasttan bir buçuk yıl sonra Sakarya’da yakalanabildi. Aslankaya, tetikçi Aluç’un ifadesi doğrultusunda soruşturmanın derinleştirilmediğini  belirtti.

Yaşar Aslankaya, cinayetten önceki 40 gün boyunca Türkiye’de bulunan ve 30 Nisan 2013 tarihinde Önlü ile görüşen Ezbulatov ile ilgili soruşturma dosyasında hiçbir bilgi, görüntü ve fotoğraf olmadığını söyledi. Savcılığın, Milli İstihbarat Teşkilatı’na yazı yazarak Ezbulatov ile ilgili bilgi istediğini, ancak 90’lı yıllardan beri pek çok suça bulaşan Ezbulatov ile ilgili MİT’in herhangi bir bilgiye sahibi olmadığını belirtti.

EŞİ MİT’E DİKKAT ÇEKMİŞTİ

Çeçen İçkeriya Devleti Fahri Konsolosu Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü suikasttan sonra dikkat çeken açıklamalar yapmıştı. Leyla Önlü, soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçede eşinin istihbarat birimlerinin takibindeyken öldürüldüğünü; eşinin Çeçenlerin Suriye savaşında kullanılmalarına karşı çıktığı için hedef alındığını söylemişti. Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği dilekçesinde şu ifadeleri kullanmıştı:  “Eşim Medet Önlü, Çeçen davasının Türkiye’deki kilit ismi oldu. Ancak biz aile olarak her zaman Türk istihbaratının takibinde olduğu bir hayat yaşadık. Eşimin hayatı mercek altına alınmışken Ankara’nın merkezinde, kendi ofisinde onu öldüren failin ve arkasındakilerin olayın üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen bulunamamaları TC Devleti, emniyet ve istihbarat kurumları adına utanç verici bir tablo.”


Bu olay faili meçhul kalmasın

Adliye önündeki basın açıklamasına Mazlumder Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, İnsan Hakları (İHD) Derneği Başkanı Öztürk Türkdoğan ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi de katıldı. İHD Başkanı Türkdoğan, Önlü’nün Suriye meselesindeki tutumundan dolayı siyasi bir cinayete kurban gittiğini, bütün faili meçhullerle birlikte bunun da aydınlatılması gerektiğini belirtti. Türkdoğan, “Suriye meselesi ile alakalı Medet Önlü’nün duruşu önemliydi. Özellikle kanaat önderleri ve kamuoyuna mal olmuş kişilerin bu şekilde öldürülmesi tamamen siyasal nedenlerledir, dik duruşu nedeniyledir. Kimse bize basit gerekçeler ileri sürmesin.” dedi. Türkiye’nin Suriye politikasının yanlışlığının her geçen gün daha fazla ortaya çıktığını kaydeden Türkdoğan, şöyle devam etti: “Cihatçı örgütlerin uyguladığı vahşet bütün dünyada daha fazla kınanıyor. Bu örgütlere katılan gençler gerçekten büyük sorun. Önlü’nün Çeçenlerin Suriye’de savaşçı olarak kullanılmaması noktasında bir dik duruşu vardı. Sanırım buradan Çeçenlere bir mesaj vermek istediler.”

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/gundem_cecenlerin-suriyede-kullanilmasina-karsi-cikan-medet-onlu-cinayeti-neden-cozulmuyor_2270580.html

Bianet: Medet Önlü Cinayeti Meclise Taşındı

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, 22 Mayıs 2013’te öldürülen Türkiye vatandaşı Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü cinayetini meclise taşıdı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemi ile verilen soru önergesinde Medet Önlü’nün işyerinde uğradığı saldırı sonucunda öldürülmesinin…

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, 22 Mayıs 2013’te öldürülen Türkiye vatandaşı Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü cinayetini meclise taşıdı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemi ile verilen soru önergesinde Medet Önlü’nün işyerinde uğradığı saldırı sonucunda öldürülmesinin ardından 20 ay geçmesine rağmen cinayetin asli failleri ve azmettirenleri hakkında yasal süreçlerin başlatılmadığı belirtildi.

Önlü, 2005 yılında Rusya tarafından işgal edilen Çeçen İçkerya’nın Cumhuriyeti o dönemdeki Başkanı tarafından, “Türkiye Fahri Konsolosu” olarak atanmış ve öldürüldüğü tarihe kadar bu misyonunu sürdürmüştü. Önergede, Önlü’nün yıllar boyunca Çeçen bağımsızlık mücadelesinin Türkiye’de öne çıkan ismi olduğu hatırlatıldı.

İhmaller ve kuşkular

Kart, hem Emniyet, hem de Savcılık aşamasında “olası kast” boyutunda ihmallerin varlığını gösteren bulgular söz konusu olduğunu siyasi İradenin, iç ve dış dinamiklerin tesiriyle ve değişik gerekçelerle bu ortama yol açtığı yönünde kuşkular olduğunu belirtti.

“Polis fezlekesine göre; cinayetten hemen sonra mevcut olan güvenlik kameraları, telefon kayıtları ve merhum Medet Önlü’nün günlüğündeki bilgilerden yararlanılarak, asli şüpheliler tespit edilmiştir. Sabıka kaydı olan tetikçi Murat Aluç, ona yardımcı olan bir başka Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı ve Çeçen kökenli Rus azmettirici olduğuna dair bulgular bulunan Rızvan Ezbulatov; somut bulgulara rağmen olay mahallinden kaçmayı başarmışlardır. Azmettirici Ezbulatov, cinayetten 2 gün sonra yurtdışına çıkış yapmışır. Ezbulatov’un; suikastten önce 40 gün boyunca Türkiye’de bulunmasına, 30 Nisan’da Kızılay’da Medet Önlü ile görüşmesine ve bu hususlar MİT’in bilgisi ve kaydı dahilinde olmasına rağmen; her nedense Savcılık dosyasına intikal ettirilmemiştir.

Ezbulatov hala serbest

“Tetikçi Murat Aluç’un kimliği, güvenlik kameralarıyla tespit edilmesine rağmen, 1.5 yıl boyunca Sakarya’da İ.Ş’nin yanında saklanmayı başarmıştır. Bu dönemde sık sık İstanbul’a gidip-gelmesine ve bu yönde ihbarlar yapılmasına rağmen, Emniyet herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Neden sonra, İstanbul Emniyeti soruşturmaya ancak Temmuz-Ağustos 2014 tarihinde dahil olmuş ve tetikçi Murat Aluç 11 Ekim 2014’te yakalanmıştır. Aluç’la birlikte yakalanan zanlıların delilleri karartma ve kaçma ihtimalleri yüksek olduğu halde tutuklanmamışlardır. Suikast öncesi ve sonrası aşamalarda rol aldıkları bilinen kişiler yakalanmamış; hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkarılan azmettirici Rızvan Ezbulatov’a halen ulaşılamamıştır.”

Soruşturma ne aşamada?

Kart şu soruları sordu:

1- Oluş şekline göre; delillere, asli faillere – azmettirenlere ulaşılması mümkün olmasına rağmen; hem Emniyet ve hem de Savcılık aşamasında neden zaafiyet içine girilmiş; delillerin toplanması ve faillere ulaşılması neden bu kadar gecikmiştir?

2- Soruşturmanın böylesine ihmal edilmesi ve yetkinin kötüye kullanılması karşısında; soruşturmaya yönelik olarak idari ve adli inceleme yapmayı-yaptırmayı düşünüyor musunuz?

3- Soruşturma hangi aşamadadır?

Kafkas dernekleri açıklama yapacak

Kafkas Dernekleri Federasyonu konuyla ilgili bugün saat 12:30’da Ankara Adliye Sarayı önünde bir basın açıklaması düzenleyecek.Basın açıklamasına Kafkas sivil toplum kuruluşları yanısıra İnsan Hakları Derneği, Mazlumder ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı da katılıyor. (NV)

Haberin linki:

http://www.bianet.org/bianet/toplum/161467-medet-onlu-cinayeti-meclise-tasindi

Ankara Adliyesi’nde basın açıklaması: “Medet için Adalet!”

Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) ve Ankara Çerkes Derneği (AÇD)’nin oluşturduğu ortak komisyonun düzenlediği basın açıklamasına Türkiye’deki Kafkas dernek ve vakıflarının hemen hepsi katılırken, İnsan Hakları Derneği, Mazlumder, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Helsinki Yurttaşları Derneği de eyleme destek verdi.

Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) ve Ankara Çerkes Derneği (AÇD)’nin oluşturduğu ortak komisyonun düzenlediği basın açıklamasına Türkiye’deki Kafkas dernek ve vakıflarının hemen hepsi katılırken, İnsan Hakları Derneği, Mazlumder, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Helsinki Yurttaşları Derneği de eyleme destek verdi.

12 Ocak öğlen 12:30’da yapılan basın açıklaması Ankara Adalet Sarayı önünde gerçekleştirildi. Eylemde Medet Önlü’nün ailesi de hazır bulundu.

İnsan Hakları Derneği başkanı Öztürk Türkdoğan ve Mazlumder genel başkanı Ömer Faruk Ünsal’ın da iştirak ettiği eylemde Medet Önlü cinayetini aydınlatması beklenen adalet ve emniyet mekanizmasındaki aksaklıklar gündeme getirildi.

Kaffed Başkanı Yaşar Aslankaya tarafından okunan basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

“Sayın basın mensupları,

​Yaşam hakkına duyarlı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcileri,

​Medet Önlü’nün saygıdeğer dostları,

​22 Mayıs 2013 günü Ankara’da işlenen Medet Önlü cinayetine ilişkin son gelişmeler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek için bu basın açıklamasını düzenliyoruz.

​Hepinizin bildiği üzere Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü, 22 Mayıs 2013 tarihinde işyerinde uğradığı suikast sonucu öldürülmüştür. Aradan geçen yaklaşık 20 aylık süreye rağmen, cinayetin arkasındaki güçlerin hala tam anlamıyla ortaya çıkarılmadığını ve sorumluların adalete teslim edilmediğini üzüntüyle gözlemlemekteyiz. Cinayetin soruşturulması sürecinde birtakım ciddi ihmaller göze çarpmıştır. Bugün gelinen noktada yaşananlar geniş bir bakış açısıyla ele alındığında, yapılan ihmallerin hem emniyet alanında, hem de hukuksal alanda sürdüğünü görüyoruz.

​Polis fezlekesine göre cinayetten hemen sonra güvenlik kameraları, telefon kayıtları ve merhum Medet Önlü’nün günlüğündeki bilgiler kullanılarak başlıca şüpheliler tespit edilmiştir. Sabıka kaydı olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tetikçi Murat Aluç, ona yardımcı olan kişi Ömer Peltek ve Çeçen kökenli Rusya Federasyonu vatandaşı azmettirici Rızvan Ezbulatov cinayetin hemen akabinde tespit edilmesine rağmen yakalanmamıştır. Böylelikle kaçmalarına fırsat doğmuştur. Örneğin azmettirici Ezbulatov’un cinayetle bağlantısı ilk gün tespit edilmesine rağmen, cinayetten iki gün sonra İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan yurtdışına rahatlıkla çıkış yapabilmiştir.

​Ayrıca azmettirici Rızvan Ezbulatov’un suikasttan önceki yaklaşık 40 gün boyunca Türkiye’de bulunmasına ve hatta 30 Nisan’da Ankara’da Medet Önlü ile görüşmüş olmasına rağmen, dava dosyasında kendisine dair hemen hemen hiçbir bilgi, görüntü veya fotoğraf yoktur. Savcılık’ın Rızvan Ezbulatov ile ilgili yaptığı bilgi talebine karşılık, Milli İstihbarat Teşkilatı ellerinde bu şahısla ilgili hiçbir bilgi olmadığını iletmiştir. Halbuki Rızvan Ezbulatov 1990’lı yıllarda Türk yargı ve emniyet kuvvetlerini epeyce meşgul etmiş, sabıkalı ve işlediği suçlardan dolayı Türk cezaevlerinde hapis yatmış ve Türkiye’ye de çok sık giriş çıkış yapan bir kişidir.

​Tetikçi Murat Aluç, güvenlik kameraları ile tespit edilmesine rağmen 1.5 yıl boyunca Sakarya’da arkadaşı İbrahim Şimşek ve yakın çevresi yanında saklanmayı başarmıştır. Bu dönemde sık sık İstanbul’a gidip gelmesine ve görüldüğüne dair ihbarlar yapılmasına rağmen polisin kendisini tutuklamaya yönelik herhangi bir girişimi olmamıştır. Cinayete karıştığı saptanan herkesin İstanbul’da yaşamasına karşın İstanbul polisi soruşturmaya ancak cinayetten bir sene sonra dahil olmuştur.

​Tetikçi Murat Aluç 11 Ekim 2014 tarihinde Sakarya’da yakalanmıştır. Tetikçi Murat Aluç’la birlikte yakalanan ve kendisine yardım ve yataklık eden zanlıların delilleri karartma ve kaçma ihtimalleri somut ortada iken savcılığın ve mağdur ailenin tutuklanması yönündeki talepleri Ankara 8. ve 9. Sulh Ceza Mahkemeleri’nce reddedilmiştir.

Tetikçi Murat Aluç’un ifadesiyle suç örgütünde önemli rolleri olduğu anlaşılan Erdem Güneş ve Mehmet Akif Cömert’le ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi hususundaki talep ve beklentilerde, Mehmet Akif Cömert hakkında yakalama kararı dışında, somut olarak ilerleme sağlanamamıştır. Cinayetin üzerinden yaklaşık 20 ay geçmesine rağmen cinayet öncesi ve sonrası tüm aşamalarda aktif olarak yer alan suikastın diğer zanlısı Ömer Peltek Türkiye’de olmasına karşın halen yakalanmamıştır. Hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkarılan azmettirici Rızvan Ezbulatov’un nerede olduğu hakkında ise net bir bilgi yoktur.

​Cinayet uzun bir sürede planlandığı ve örgütlü bir şekilde gerçekleştirildiği halde, polis tarafından cinayeti planlayanlara ve cinayet saikine ilişkin hala somut bir bilgi elde edilememiştir.

Medet Önlü, Çeçenlerin savaşlarda piyon olarak kullanılmasına karşı çıkan istikrarlı bir siyasi tutumu vardı. Katledilmeden önce de aynı şekilde Çeçen sığınmacıların Suriye’de kullanılmasına karşı çıkan tutumu herkesin malumudur. Medet Önlü’nün bu konudaki tutumunun katledilmesindeki payı ise hiçbir biçimde araştırma konusu dahi yapılmamış ve bu yön tümüyle eksik bırakılmıştır.

​Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde, güpegündüz işlenen bu cinayet, başından sonuna kadar ihmaller zinciri ile doludur. Bu ihmaller bugün hala devam etmektedir. Cinayetin tam olarak aydınlatılamaması Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir ayıbı olacaktır.

​Medet Önlü cinayetini planlayanlar ve amaçları ortaya çıkartılmalı, cinayete dahil olan tüm sorumlular derhal belirlenerek yargı önünde hesap vermelidir.

​Biz, Önlü ailesi ve aşağıda adı geçen kurumlar, bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtiyor, insan haklarına duyarlı tüm kişi ve kurumları adaletin gerçekleşmesini sağlamak için destek vermeye davet ediyoruz.

Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd)

İnsan Hakları Derneği (İHD)

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlumder)

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV)

Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed)

Ankara Çerkes Derneği

Ankara Çeçen Kafkaslılar Kültür ve Dayan. Dern.

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

Adana Çerkes Kültür Derneği

Afşin Kafkas Kültür Derneği

Antalya Kafkas Derneği

Aydın Kuzey Kafkas Kültür Derneği

Balıkesir Adığe – Çerkes Kültür Derneği

Bandırma Kuzey Kafkas Kültür Derneği

Biga Kafkas Kültür Derneği

Bilecik Kafkas Kültür Derneği

Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu

Bolu Kafkas Derneği

Bozüyük Kuzey Kafkas Kültür Derneği

Bursa Çerkes Kültür Derneği

Çorum Kafkas Derneği

Demokratik Çerkes Hareketi

Düzce Kuzey Kafkas Kültür Derneği

Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayan. Dern.

Gaziantep Kuzey Kafkas Kültür Derneği

Göksun Çerkes Kültür Derneği

Gönen Kafkas Kültür Derneği

Hamamözü Kafkas Derneği

İnegöl Çerkes Adığe Kültür Derneği

İskenderun Kafkas Kültür Derneği

İstanbul 1864 Kafkasyalılar Kültür Derneği

İstanbul Bahçelievler Kafkas Çerkes Derneği

İstanbul Kafkas Kültür Derneği

İstanbul Uzunyayla Kafkas Kültür ve Yard. Dern.

İzmir Çerkes Kültür Derneği

Kafkas Araştırma Kültür Dayanışma Vakfı

Kafkas Vakfı

Kafkasya Forumu

Kahramanmaraş Çeçen Kültür Derneği

Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği

Karacabey Kuzey Kafkasya Kültür Derneği

Karadeniz Ereğli Kafkas Kültür Derneği

Karlı Köyü Kafkas Kültür Derneği

Kayseri Kafkas Derneği

Kiçir Adığe Derneği

Kocaeli Kafkas Derneği

Kütahya Kuzey Kafkas Kültür ve Dayan. Drn.

Manisa Çerkes Kültür Derneği

Mersin Kafkas Kültür ve Yardımlaşma Derneği

Mustafa Kemal Paşa Kafkas Kültür Derneği

Nazilli Kafkas Derneği

Reyhanlı Çerkes Derneği

Sakarya Kafkas Kültür Derneği

Samsun Kafkas Derneği

Şarkışla Kafkas Derneği

Sinop Kafkas Derneği

Sivas Kuzey Kafkas Kültür Derneği

Söke Kafkas Derneği

Soma Kafkas Kültür Derneği

Sungurlu Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği

Susurluk Kafkas Derneği

Şimali Kafkas Derneği

Tokat Çerkes Derneği

Turhal Kafkas Kültür Derneği

Uzunyayla Kültür ve Dayanışma Derneği

Vezirköprü Kafkas Kültür Derneği

Yalova Çerkes Birliği Kültür ve Yard. Dern.”

 

Medet Önlü Suikastı TBMM’ye taşındı

Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü 22 Mayıs 2013 tarihinde işyerinde uğradığı suikast sonucu öldürüldü. Aradan geçen 20 aya aşkın süreye rağmen cinayetin arkasındaki güçler hala ortaya çıkarılmadı ve sorumlular adalete teslim edilemedi.

Cinayetin soruşturulması sürecinde gözlenen ciddi ihmaller konusunda kamuoyunu bilgilendirmek için Kafkas Dernekleri Federasyonu ve Ankara Çerkes Derneği tarafından bir  komisyon oluşturuldu. Komisyon üyeleri, merhum Medet Önlü’nün kardeşi Ali Önlü ile birlikte 7-9 Ocak günlerinde Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Mazlumder, İnsan Hakları Derneği yöneticileri ve Van Milletvekili Kemal Aktaş (HDP), Sakarya Milletvekili Engin Özkoç (CHP), Konya Milletvekili Atilla Kart (CHP) ve Eskişehir Milletvekili Salih Koca (Ak Parti) ile görüştü. Yapılan görüşmelerde talep üzerine insan hakları kuruluşları 12 Ocak günü yapılacak olan basın toplantısı destekleyeceklerini ve katılımcı olacaklarını belirtirken, milletvekillerimiz de konuyu meclis bünyesinde takip edeceklerini açıkladılar.

Bu görüşmelerden sonra Konya Milletvekili Atilla Kart, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle 9 Ocak günü bir soru önergesi verdi. Sayın Atilla Kart’ın verdiği soru önergesi şöyle:


9 Ocak 2015
TBMM Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.

Atilla Kart
CHP Konya Milletvekili

• Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan Medet Önlü;
yıllar boyunca Çeçen bağımsızlık mücadelesinin Türkiye’de öne çıkan ismi olmuştur. Çeçen dünyasınınsaygın bir ismi olması sebebiyle, 2005 yılında Rusya tarafından işgal edilen Çeçen İçkerya’nın Cumhuriyeti o dönemdeki Başkanı tarafından, “Türkiye Fahri Konsolosu” olarak atanmış ve öldürüldüğü tarihe kadar bu misyonunu sürdürmüştür.

• Medet Önlü; 22 Mayıs 2013 tarihinde işyerinde uğradığı saldırı sonucunda öldürülmüştür. Aradan geçen 20 aya ve ortaya çıkan bulgulara rağmen;, cinayetin asli failleri ve azmettirenleri hakkında yasal süreçler başlatılamamıştır.

• Suikastten hemen sonra, faillerin dış güçlerle bağlantılı olduğu yönündeki bulgulara rağmen, ilerleyen dönemlerde bu bulgular üzerine her nedense gidilememiştir. Bu ihmaller hem Emniyet ve hem deSavcılık aşamasında varlığını sürdürmüştür.

Polis fezlekesine göre; cinayetten hemen sonra mevcut olan güvenlik kameraları, telefon kayıtları ve merhum Medet Önlü’nün günlüğündeki bilgilerden yararlanılarak, asli şüpheliler tespit edilmiştir. Sabıka kaydı olan tetikçi Murat Aluç, ona yardımcı olan bir başka Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı ve Çeçen kökenliRus azmettirici olduğuna dair bulgular bulunan Rızvan Ezbulatov; somut bulgulara rağmen olay mahallinden kaçmayı başarmışlardır. Azmettirici Ezbulatov, cinayetten 2 gün sonra yurtdışına çıkışyapmışır. Ezbulatov’un; suikastten önce 40 gün boyunca Türkiye’de bulunmasına, 30 Nisan’da Kızılay’da Medet Önlü ile görüşmesine ve bu hususlar MİT’in bilgisi ve kaydı dahilinde olmasına rağmen; her nedense Savcılık dosyasına intikal ettirilmemiştir.

Tetikçi Murat Aluç’un kimliği, güvenlik kameralarıyla tespit edilmesine rağmen, 1.5 yıl boyunca Sakarya’da İ.Ş’nin yanında saklanmayı başarmıştır. Bu dönemde sık sık İstanbul’a gidip-gelmesine ve bu yönde ihbarlar yapılmasına rağmen, Emniyet herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Neden sonra, İstanbul Emniyeti soruşturmaya ancak Temmuz-Ağustos 2014 tarihinde dahil olmuş ve tetikçi Murat Aluç 11 Ekim 2014 tarihinde yakalanmıştır. Murat Aluç’la birlikte yakalanan zanlıların delilleri karartma ve kaçma ihtimalleri yüksek olduğu halde tutuklanmamışlardır. Suikast öncesi ve sonrası aşamalarda rol aldıkları bilinen kişiler yakalanmamış; hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkarılan azmettirici Rızvan Ezbulatov’a halen ulaşılamamıştır.

• Medet Önlü’nün ailesi, yakınları ve Çeçen camiası; derin üzüntü ve kaygı içindedir. Soruşturmaya her aşamada hukuk dışı ve siyasi yollarla müdahale edildiğini görmektedirler. Soruşturma safahatı bu kaygıları güçlendirmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde vuku bulan bu suikastın soruşturmasında; hem Emniyet ve hem deSavcılık aşamasında “olası kast” boyutunda ihmallerin varlığını gösteren bulgular söz konusudur. Siyasi İradenin, iç ve dış dinamiklerin tesiriyle ve değişik gerekçelerle bu ortama yol açtığı yönünde kuşkular vardır.

Sözü edilen açıklama ve değerlendirmeler karşısında;

1- Oluş şekline göre; delillere, asli faillere – azmettirenlere ulaşılması mümkün olmasına rağmen; hemEmniyet ve hem de Savcılık aşamasında neden zaafiyet içine girilmiş; delillerin toplanması ve faillere ulaşılması neden bu kadar gecikmiştir?

2- Soruşturmanın böylesine ihmal edilmesi ve yetkinin kötüye kullanılması karşısında; soruşturmaya yönelik olarak idari ve adli inceleme yapmayı-yaptırmayı düşünüyor musunuz?

3- Soruşturma hangi aşamadadır?


Kaynak: Soru önergesinin orijinali için tıklayınız.

Ankara Çerkes Derneği ve Kaffed’den “Medet için Adalet” Komisyonu

Medet Önlü Suikastı’nin üzerinden 19 ay geçmesine rağmen tetikçi dışındaki hiçbir zanlının yakalanamaması ve soruşturmanın yeterince derinleştirilmiyor olması Ankara’daki Kafkasyalı dernekleri harekete geçirdi.

Medet Önlü Suikastı’nin üzerinden 19 ay geçmesine rağmen tetikçi dışındaki hiçbir zanlının yakalanamaması ve soruşturmanın yeterince derinleştirilmiyor olması Ankara’daki Kafkasyalı dernekleri harekete geçirdi. Ankara Çerkes Derneği ve çatı örgüt Kafkas Dernekleri Federasyonu yönetimlerinden temsilciler Aralık 2014 boyunca yaptıkları birkaç toplantıdan sonra suikast için özel bir komisyon kurulmasını kararlaştırdılar.

Komisyonun ilk faaliyeti, 12 Ocak 2015’te Ankara Adliyesi önünde kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik bir basın açıklaması olacak.

Al-Monitor: Ankara’daki Çeçen Cinayetinde Suriye Bağlantısından Şüpheleniliyor

2008-2011 yılları arasında İstanbul’da altı Çeçen sığınmacı casus filmlerini andıran bir suikastlar dizisinde öldürülmüştü. Rus ajanlarının suçlandığı bu cinayetler unutulmaya yüz tutmuştu ki geçen yıl Çeçen bağımsızlık davasının güçlü bir savunucusu ve Türkiye’deki Kafkas camiasının önemli bir ismi, Ankara’nın merkezindeki ofisinde öldürüldü. Şüpheler yine hemen Rusya’ya odaklandı.

ANKARA, Türkiye — 2008-2011 yılları arasında İstanbul’da altı Çeçen sığınmacı casus filmlerini andıran bir suikastlar dizisinde öldürülmüştü. Rus ajanlarının suçlandığı bu cinayetler unutulmaya yüz tutmuştu ki geçen yıl Çeçen bağımsızlık davasının güçlü bir savunucusu ve Türkiye’deki Kafkas camiasının önemli bir ismi, Ankara’nın merkezindeki ofisinde öldürüldü. Şüpheler yine hemen Rusya’ya odaklandı.

Ancak cinayetten bir yılı aşkın bir zaman sonra sürpriz bir gelişme yaşandı. Savcılıktan soruşturmanın farklı bir yönde genişletilmesini talep eden maktulün ailesi ve avukatı, Medet Önlü’nün Türkiye’ye sığınan Çeçen isyancıların Suriye savaşına katılmasına karşı çıkarak “cihatçı otoyolu”nda engel olduğu için öldürüldüğünden şüpheleniyorlar. Cinayeti örtbas etme yönünde sistematik bir çaba olduğunu öne sürüyorlar.

Avukat Erdal Doğan, Al-Monitor’a telefonda yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Çeçenlerin Suriye’de kullanılmaması konusunda Medet Önlü’nün tavrı çok önemli. Kafkas camiası içinde lider pozisyonunda olan kişiler açısından risk alıp bu konuda tavır koyan bir kişi (…) Kamu gücünü kullanan şahısların cinayete yol vermesiyle ilgili ciddi şüphelerimiz var ve faillerin yakalanmaması konusunda halen ciddi bir direnç olduğunu düşünüyoruz.”

Aralarında hem yıllanmış hem yeni savaşçıların olduğu Çeçenler, Suriye’deki cihatçılar arasında önemli bir yer tutuyor ve sıklıkla sert savaşçılar ve askeri stratejistler olarak anılıyor. Al-Monitor’dan Vitaly Naumkin’in yazdigi gibi, “Bunlar, Suriye’ye Rusya’dan değil, onlara eskiden özgürlük savaşçısı olarak sığınma sağlayan Türkiye, Gürcistan ve Avrupa ülkelerinden gittiler.”

Türkiye’deki Çeçen sığınmacıların sayısı, Rus baskısından kaçan aşırılıkçı Kafkas Emirliği üyeleri dâhil 2 bin olarak tahmin ediliyor. İstanbul’da öldürülen altı Çeçen’den en az biri de bu grupta kıdemli bir komutandı. Türk savcıları şimdiye kadar açılmış olan tek davada cinayetlerin dördünden Rus istihbaratını suçladı.

Ankara Suriye’ye cihatçı akışına destek verdiğini ya da göz yumduğunu reddediyor. Ancak sınır geçişleri, çeşitli medya organları tarafından sık sık haberleştirildi. Türkiye de sınır kontrolünü sağlamak için artan bir uluslararası baskıyla karşı karşıya.

Çeçen mültecilere destek olan bir Türk yardım kuruluşu — İnsanı Müdafaa ve Kardeşlik Derneği (İmkander) — Suriye’deki cihada açık desteği ile dikkat çekiyor. Örneğin dernek, şubatta Halep’te öldürülen Çeçen komutan Seyfullah El Şişani’yi anmak için İstanbul’da bir camide etkinlik düzenledi. “Yaşasın Suriye cihadımız” diye slogan atan kalabalığa seslenen İmkander Başkanı Murat Özer, Şişani’nin savaşa katılmadan önce Türkiye’de bulunduğunu ve daha sonra Suriye’de İmkander yardım görevlilerine refakat ettiğini anlatarak Şişani’den övgüyle söz etti. Özer, Şişani “Çeçen mücahitlerin Suriye cihadına ne kadar büyük hizmetler edebildiğini dünyaya gösterdi’’ şeklinde konuştu. Daha sonra kalabalığa Şişani’nin çocuk yaştaki oğlunu takdim eden Özer, çocuğun “cihadın kokusunu alsın diye’’ babasının yanında Suriye’ye gittiğini söyledi. Dernek temmuz ayında da Suriye sınırındaki Gaziantep’te bulunan bir revir için bağış çağrısında bulunduğu bir video yayımladı. Videoda bir İmkander temsilcisi, binayı ofis olarak kullandıklarını fakat çok fazla yaralı mücahit gelince revire çevirdiklerini anlatıyor.

Ankara’nın orta sınıf bir mahallesinde, mütevazı dairesinde konuştuğumuz Leyla Eser Önlü, öldürülen eşinin Çeçenlerin uluslararası çatışmalarda ‘’piyon olarak kullanılmasından’’ rahatsız olduğunu söylüyor. Eşini, Moskova’yı açıkça eleştiren, Rus yanlısı Çeçenlerden hoşlanmayan sadık bir Çeçen milliyetçisi ve aynı zamanda radikal İslam’ı onaylamayan inançlı bir Müslüman olarak anlatıyor.

22 Mayıs 2013’de öldürülen Önlü, o güne dek “Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu’’ unvanını taşıdı. Bu gayri resmi unvan, bölgenin kısa süren fiili bağımsızlık döneminden kalan bir mirastı. Rusya daha sonra ayrılıkçı milliyetçileri bastırdı ve radikal İslam Çeçen saflarına nüfuz etti. Leyla, eşinin yorulmadan ve ayrım gözetmeksizin kendini Çeçen sığınmacılara yardım etmeye adadığını anlatıyor. Önlü, bazen maddi olanaklarını da zorlayarak sığınmacıların barınması ve tedavisiyle ilgilenmiş, onların mülteci hakları için uğraşmış. Leyla, “Şu anki hükümetten insanlarla yakınlığı vardı. Ama cinayetten sonra kimse yanımızda durmadı” diyor.

Türkiye Çeçen sığınmacılara müsamaha etse de aktivistlere göre sığınmacıların birçoğu, oturma ve çalışma izninden mahrum, muhtaç halde ve sürekli sınır dışı edilme riski altında yaşıyor. Türkiye’deki etnik Kafkas toplumu mensuplarının kurduğu Medet İçin Adalet Komitesi isimli adalet çağrıcısı grubun üyelerinden ve öldürülen aktivistin yeğeni olan Abrek Önlü’ye göre belirsizlik içindeki bu hayat nedeniyle birçok Çeçen, Suriye savaşına katılmaları yönünde şantaj benzeri baskılara boyun eğmiş.

Abrek Önlü ayrıntı vermekten kaçınarak Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Çeçenlerin hepsi Suriye’ye gönüllü gitmedi. Bazıları gönülsüz gitti. Onlara iki seçenek sunuldu: Suriye’ye gitmek ya da sınır dışı edilmek. (…) Buna doğrudan maruz kalanlar, bazı kişilerin gelip onlara bu mesajı ilettiğini özel sohbetlerde anlatıyor.’’

Bir başka komite üyesi de Türkiye’deki İslami sivil toplum kuruluşlarının Suriye’ye savaşçı toplanmasında yer aldığını öne sürüyor. Kuban Kural, bir internet haber sitesine yaptığı açıklamada şöyle diyor: “İslami STK’ların bir kısmı Suriye’ye savaşçı gönderilmesi sürecine yakinen dâhil oldular. (…) Bu STK’ların gerek kamptaki Çeçenler gerekse evlerde yaşam mücadelesi veren Çeçenler üzerinde etkide bulunup, savaşa yönlendirdikleri biliniyor.”

Avukat Doğan, Rus misillemesi ya da Çeçenler içi çatışma ihtimalini dışlamadıklarını ancak şüphelilerin profili ve cinayetin zamanlamasının Suriye teorisini “en somut’’ teori haline getirdiğini, Suriye meselesinin “en büyük gerilim hattı” olduğunu söylüyor.

Önlü ailesi soruşturmadaki “ihmaller zinciri’’nden dolayı öfkeli. Polis fezlekesine göre güvenlik kameraları, telefon kayıtları ve Önlü’nün günlüğü kullanılarak başlıca şüpheliler hızlı bir şekilde tespit edildi: sabıka kaydı olan Türk bir tetikçi, cinayette ona yardımcı olan bir diğer Türk ve Türkiye’de sık sık zaman geçiren ve bir müddet cezaevinde yatmış olan Çeçen kökenli Rus vatandaşı bir azmettirici. Sahte kimlikler kullanarak Önlü’yle irtibat kuran zanlılar, Önlü’yü ofisinde ziyaret etmiş. Doğan, polisin cinayetten sonraki ilk 24 saat içinde fazlasıyla ipucuna sahip olmasına rağmen üç şüphelinin de kaçmayı başardığını, azmettirici Rizvan Ezbulatov’un Türkiye dışına çıkabildiğini belirtti. Doğan, tetikçi Murat Aluç ve başlıca suç ortağı İstanbul’da yaşadığı halde ve Önlü ailesi, zanlıları orada görenlerden ihbarlar alırken İstanbul polisinin geçen yaza kadar soruşturmaya dâhil olmadığını da ekledi.

Aluç nihayet ekim ayında İstanbul’a çok uzak olmayan bir şehirde yakalandı. Aluç’un saklanmasına yardım eden, çeşitli silah ve cihazlara sahip kişiler, sorgularının ardından serbest bırakıldı. Aluç, para karşılığında Önlü’yü öldürmek için Ezbulatov’la anlaştığını itiraf etti ancak Doğan’a göre Aluç’un ifadesi tutarsız ve şaibeli.

Abrek Önlü de “Hiçbir Çeçen, ne kadar manyak olursa olsun, Türk devleti yol vermeden ya da göz yummadan Ankara’nın göbeğinde bu profilde birini öldürmeye cesaret edemez” diye ısrar etti.

Yine de gözlemciler diğer olasılıkların kolayca reddedilmeyeceğini düşünüyor. Ankara merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nda Rusya ve Kafkasya uzmanı olan araştırmacı Kerim Has, Çeçen bağımsızlık davasının fiilen tükenmiş olduğuna, halkın Rus yönetimini büyük ölçüde kabullendiğine, silahlı grupların ise “kaybedilmiş bir savaşı terörle devam ettirmek istediğine” dikkat çekti. Çeçenlerin de savaşçı özellikleri nedeniyle “uluslararası terör örgütleri ve farklı ülkelerin istihbarat örgütleri için biçilmiş kaftan” olduğunu belirten Has, “Türkiye’deki cinayetlerin de faillerinin Rus istihbaratı veya başka grup ya da örgütlerle çalışan Çeçenler olabileceği ihtimalinin es geçilmemesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

 

Haber: Sibel Utku Bila

Haberin İngilizce orjinal sayfasına gitmek için tıklayınız

Çeviri: Medet Önlü için Adalet Komitesi

 

 

Medet Önlü için basın toplantısı yapıldı

Medet Önlü için Adalet Komitesi 31.10.2014 tarihinde yaptığı basın toplantısı ile soruşturmadaki son durum hakkında kamuoyuna bilgi verdi.

basin_top

Medet Önlü için Adalet Komitesi 31.10.2014 tarihinde yaptığı basın toplantısı ile soruşturmadaki son durum hakkında kamuoyuna bilgi verdi. Önlü ailesinin avukatı Erdal Doğan, Medet Önlü’nün eşi Leyla Önlü ve Komite’yi temsilen Alper Hraça’nın katıldığı toplantıya basın düşük bir katılım gösterdi. Toplantıda adli sürecin detayları paylaşıldı. Ailenin ve komitenin tavrı açıklandı. Basın bülteninin tam metni:

Değerli Basın Mensupları

 

22 Mayıs 2013’de gerçekleştirilen suikastle Medet Önlü’nün hayatını kaybetmesi üzerinden yaklaşık bir buçuk sene geçtikten sonra suikastın tetikçi zanlısı Murat Aluç Sakarya’da yakalandı. Tetikçinin yakalanarak adalete teslim edilmesini, ailenin çağrısıyla başlattığımız adalet yürüyüşünün ilk somut adımı olarak görüyoruz.

 

Bugüne dek güvenlik birimleri ve adli makamlarda karşı karşıya kaldığımız ihmal ve aksaklıklarla ilgili kamuoyu oluşturabilmek için yoğun çaba gösterdik. Ankara’nın yüksek güvenlikli bir bölgesinde adeta göstere göstere işlediği bir cinayet ardından elini kolunu sallayarak şehri terkeden zanlının, bir buçuk sene sonra adalete teslim edilmesinin sebebi toplum vicdanının ailenin çağrılarına kayıtsız kalmamış olmasıdır.

 

Suikastın tüm zanlılarının yakalanması, ihmali bulunan yetkililerin tespit edilmesi ve siyasi boyutlarının açığa çıkarılması amacıyla sürdürdüğümüz mücadelemiz artık hukuki sürece de taşınmıştır. Yürüdüğümüz bu yolda kamu vicdanını en büyük gücümüz olarak görüyor, toplumumuzun yanımızda olacağına inanıyoruz.

 

Örgütlü bir suikastın tetikçisinin yardım ve yataklık yapan bir grupla birlikte yakalanmış olması suikastın tüm boyutlarıyla aydınlanması açısından son derece önemlidir. Aluç, işlediği suçu çeşitli uydurma gerekçelerle hafifletme çabasına girişmiş olsa da, soruşturmanın derinleştirilmesini ve şebekenin açığa çıkarılmasına katkıda bulunacak önemli bilgiler sunmaktadır.

 

Ancak bugüne kadar karşılaştığımız aksaklık ve ihmaller zincirine maalesef artık yargı aşamasında da  üzülerek tanık oluyoruz. Tetikçi Murat Aluç’la birlikte yakalanan zanlıların kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin yüksek olması nedeniyle tutuklanma talebi Ankara 8.Sulh Ceza Mahkemesi’nce reddedilmiştir. Murat Aluç’u soruşturma birimlerinden saklamak için her türlü işbirliğini gerçekeştiren, pek çok silah, susturucu ve jammer’la yakalanan bu kişilerin serbest bırakılması kabul edilebilir bir karar değildir.

 

Yine Aluç’un ifadesiyle suç örgütünde önemli rolleri olduğu anlaşılan, Erdem Güneş ve Mehmet Akif Cömert’le ilgili soruşturmanın derinleştirilmesini bekliyoruz. Cinayet öncesi ve sonrası tüm aşamalarda aktif olarak yer alan suikastın diğer zanlısı Ömer Peltek halen  yakalanmamıştır. Ve yine aynı şekilde hakkında kırmızı bülten ile arama kararı çıkartılan suikastın azmettiricisi Rizvan Ezbulatov’un hangi ülkede olduğu konusunda bir bilgiye sahip değiliz.

 

Suikastin işlendiği günden bu yana, işlenen suçun faillerinin cezalandırılması yönünde siyasi irade herhangi bir kararlılık göstermediği gibi, herhangi bir diplomatik girişim de söz konusu değildir. Medet Önlü Suikastı’nın, Çeçen sığınmacıların Suriye’ye savaşçı olarak gönderilmesine engel olma çabasıyla bağlantılı olabileceği yönündeki kanımızı daha önce ifade etmiş ve soruşturmanın bu yönde ilerletilmesini istemiştik. Bu kaygımızı giderecek herhangi bir adım atılmadığı gibi, siyasi iradenin tutumu kanaatimizi güçlendirmektedir.

 

Geldiğimiz noktada siyasi iradenin ve devletin tutumundan anladığımız suikastın tetikçisinin yakalanmasıyla yetinmemizin beklendiğidir.  Bu beklenti karşısında tutumuzu kamuoyumuza ifade etmeyi borç biliyoruz: Tetikçinin yakalanmış olması, bizler için mücadelenin sonu değil başıdır. Bu suikast tüm boyutlarıyla aydınlatılana, sorumlular tamamı adalete teslim edilene ve tam bir yüzleşme gerçekeşene dek mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız.

Sabah: Çeçen cinayetinde polis onun peşinde

Ankara’da geçen yıl uğradığı suikast sonucu ölen Çeçen İçkerya Fahri Konsolosu Medet Ünlü cinayeti ile ilgili tetikçi Murat Aluç’u yakalayan polis, şimdi Aluç’un ifadesi doğrultusunda azmettirici Mehmet Akif Cömert’in peşine düştü.

Çeçen cinayetinde polis onun peşinde

Ankara’da geçen yıl uğradığı suikast sonucu ölen Çeçen İçkerya Fahri Konsolosu Medet Ünlü cinayeti ile ilgili tetikçi Murat Aluç’u yakalayan polis, şimdi Aluç’un ifadesi doğrultusunda azmettirici Mehmet Akif Cömert’in peşine düştü. Cinayetten yaklaşık 1.5 yıl sonra Sakarya’da yakalanan tetekçi Murat Aluç, polis ve savcılık ifadelerinde tetiği çekmek üzere kendisine para teklif eden Rizvan Ezbulatov ile Mehmet Akif Cömert isimli arkadaşı vasıtasıyla olaydan yaklaşık 1.5 ay önce Bakırköy’deki bir cafede tanıştığını söyledi. Cezaevinden tanıştığı Mehmet Akif’e infazı gelen hapis cezasından kurtulmak üzere yurtdışına kaçmak istediğini söyleyince Rizvan Ezbulatov’a götürdüğünü kaydeden Aluç, Çeçen mücahit olduğunu iddia eden bu kişinin Zonguldak üzerinden kendisini Ukrayna ya da Bulgaristan’a kaçırmayı vaat ettiğini fakat daha sonraki görüşmelerinde kendisini daha önceden hiç tanımadığı Medet Ünlü’yü öldürmeye ikna ettiğini belirtti. Polis şimdi Rusya’ya kaçtığı belirtilen Rizvan Ezbulatov ile bağlantısı bulunan Cömert’i arıyor. 

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/yasam/2014/10/28/cecen-cinayetinde-polis-onun-pesinde

Hürriyet: Medet Önlü cinayetinin tetikçisi, suç makinesi!

Medet Önlü cinayetinin tetikçisi tam bir suç makinesi çıktı.

ANKARA’da geçen yıl suikasta uğrayan Çeçen İçkerya Fahri Konsolosu Medet Önlü’nün katil sanığı, suç makinesi çıktı. 1994’te silahlı soygundan hapse giren, 2001 Rahşan Affı ile çıkan Murat Aluç, 2007’de Hollanda bağlantılı, 3 ilde düzenlenen “uyuşturucu ticareti, adam öldürme, resmi belgede sahtecilik ve organize suç örgütü” eksenli “Son Nokta” operasyonunda tutuklanmış. 4 yıl yatıp tahliye olan Aluç, suikasttan 2 ay sonra bu çete davasında 24,9 yıl hapis cezasına mahkum olmuş. Sakarya’da 5 kişiyle birlikte yakalanan, sadece kendisi tutuklanan Aluç, savcılıkta suçunu itiraf etti, karşılığında 40 bin dolar ve 20 bin TL aldığı suikasttan 1 gün önce kurbanıyla görüştüğünü, bu konuda susmak  istediğini söyledi. Müdahil avukatı Erdal Doğan ise serbest bırakılan 3 ismin asli fail olarak tutuklanmalarını istedi. Leyla Eser Önlü savcılığa sunduğu dilekçede eşinin MİT takibindeyken öldürüldüğünü öne sürmüştü.
30-35 YIL CEZAEVİNDE KALMAM GEREKİYORDU
Sanık Murat Aluç savcılık ifadesinde özetle şunları söyledi:“1994 yılında silahlı soygun suçundan cezaevine girdim. 2001 affı ile tahliye edildim. Yaklaşık 20-25 yıl kadar cezam bu af nedeniyle duruyordu. Silah yakalatıp infazımı yakmak üzereydim. 2007 yılında da ‘Son Nokta’ operasyonunda organize suç örgütü üyeliğinden tutuklanıp cezaevine girdim. 2011 Kasım ayına kadar tutuklu kaldım. İşlediğim bu suçlar nedeniyle 30-35 yıl cezaevinde kalmam gerekiyor. Mehmet Akif Cömert isimli, 20 yıldır tanıdığım bir arkadaşım, yurtdışına çıkmam için beni Rızvan (Ezbuladov) ile tanıştırdı. Rızvan kendisini Çeçen mücahit olarak tanıttı. Rızvan, Medet Önlü’ye para verip belge isteyecekti, belge vermezse cezalandıracaktı. Anlaşmamıza göre Ankara’ya gelip Medet Önlü’ye para verecek, belge isteyecektim, bilgi toplayacaktım.

ATMACA 53 İLE SUİKAST

Mahalleden tanıdığım Ömer Peltek’le irtibat kurdum. Şoförlüğüm olmadığı için beni Ankara’ya götürecekti. Ankara’ya 5-6 kez Ömer ile gidip geldim. Rızvan’ın yönlendirmesi ile Önlü’ye para getirdim, karşılığında makbuz vermedi. Gençlik Parkı’nda Ömer ben ve Rızvan buluştuk. Rızvan Önlü’yü aradı, yabancı dilde konuştu. Sonra bana Medet Önlü’yü evinden dışarı çıkartıp öldürmek istediğini, evinden çıkmadığı için öldüremediğini söyledi. İstanbul’da buluştuk, bana Önlü’yü kendisinin öldüremeyeceğini, benim yapabileceğimi, yurt dışına çıkmam için her türlü imkanı sağlayacağını söyledi. Teklifini kabul ettim. Yerli yapım, Atmaca marka siyah renkli bir silah çıkarıp verdi. İstanbul’dan Ömer Peltek ile yola çıktım. Olaydan bir gün önce Önlü’nün ofisine gittim, birkaç dakika sohbet ettik ancak ne konuştuğumuzla ilgili susmak istiyorum.

SİLAHI DENİZ BİSİKLETİ KULLANIP GÖLE ATTIM

Medet Önlü’nün iş yerine Ömer Peltek’in kullandığı araçla gittim. O dışarıda bekledi. Ofisin kapısını çaldım, Önlü açtı, cep telefonuyla konuşuyordu. Beni Kemal adıyla tanıyordu. Lavaboya geçtim, belimdeki silahı çıkarıp, oturduğu odaya girdim, direk kafasına üç el ateş ettim, kafası masasına düştü, öldüğünü anladım. Ertesi gün Ömer ile Gölbaşı’na göl kenarına gittik. Deniz bisikletine bindim, 100-150 metre gidip silahı göle attım. Ankara’ya gelirken kaza yapmıştık. Rızvan 3-4 bin dolar verdi. Bu süre içinde 15-20 bin lira masraf yapmıştık, bunları da karşıladı. İhtiyacımız için daha sonra Ömer, Rızvan’ın gösterdiği kuyumcudan aldığı 40 bin doların yarısını ailesine göndermiş, kalanı ihtiyaçlarımız için harcadık. Cezaevinden tanıdığım İbrahim Şimşek’in evinde, Cihan adlı kişinin bağ evinde saklandım. Hayatım boyunca uyuşturucu kullanmadım.”

KIRMIZI BÜLTENLİ RIZVAN

Önlü ailesinin avukatı Erdal Doğan savcılığa dilekçe vererek, Aluç ile birlikte yakalanan fakat bırakılan 3 ismin asli fail olarak tutuklanmasını istedi. Avukat Doğan özetle şunları söyledi:
“Kırmızı bültenle aranan Rizvan Ezbulatov’u havalimanında karşılayan Erdem Güneş ile cinayet öncesi organizasyonda aktif rol alan Mehmet Akif Cömert yönünden soruşturma derinleştirilmelidir. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Ömer Peltek ve kırmızı bültenli Ezbulatov’un nerede, hangi ülkede saklandığına dair çalışmalar yetersiz, aktif çaba bekliyoruz. Aluç ile tutuklanmaları istenen İbrahim, Hakan ve Ömer Şimşek’i serbest bırakan Ankara 8.Sulh Ceza Mahkemesi’nin dosya kapsamının farkında olmadığı, soruşturmanın gelişimini tam olarak kavrayamadığı anlaşılmaktadır. İbrahim Şimşek ile Aluç arasındaki yardım yataklık boyutunu aşan suç iştiraki gözetilmemiştir. Yalnızca Aluç’u değil, ona ait silah ve Jammerleri dahi şüphelilerin nasıl bir özenle sakladıkları ortadadır. CMK 8 maddesi gereği asli fail gibi değerlendirilmeleri gerekir. Kaçma şüphesi gözetilmeden, tanıklar üzerinde baskı kurma suç aletlerini saklayıp yok etme eylemlerinin devam edeceği kuvvetle muhtemeldir, 3 ismin tahliyesine itiraz edilmelidir.”

ÇEÇENLERİN SURİYE’DE PİYON OLARAK KULLANILMASINA KARŞI ÇIKTI

Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü geçen yaz savcılığa verdiği dilekçede cinayetin MİT takibinde işlendiğini öne sürmüş, şu iddiada bulunmuştu:
“Bizler aile olarak her zaman Türk istihbaratının takibinde olduğu bir hayat yaşadık. Oturduğumuz her semtte semt sakinlerine, komşularımıza, hakkımızda sorular sorularak araştırmalar yapıldı. Eşim insanlık adına yaptığı hizmetlerden ve haklı bir davaya verdiği destekten dolayı hayatı mercek altına alınmışken, Ankara’nın merkezinde, ofisinde onu öldüren failin ve arkasındakilerin, olayın üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen bulunamamaları, TC Devleti, emniyet ve istihbarat kurumları adına utanç verici bir tablo, ailesi olarak bizler için de derin kuşku ve üzüntü yaratan bir durumdur. Özellikle son dönemlerde, Suriye savaşında Çeçenlerin piyon olarak kullanılmalarına karşı çıkan ve Çeçenlerin kendi bağımsızlık mücadelesinde rol almalarını savunan eşim, ABD’deki Boston saldırısı olayına iki Çeçen gencin adının karıştırılmasına, bir televizyon kanalında büyük tepki göstermişti. Bu muhalif tutumu, birden çok devletin ali menfaatine ters düştüğünü, olayın aydınlatılamamasında bu türden bir nedenin var olduğunu düşünüyorum.”

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27443706.asp

Takvim: Derin suikast

Çeçen işadamı Medet Ünlü, geçen yıl katledildi. Katil zanlısı Murat Aluç, 8 ay sonra yakayı ele verdi. Suikastçı, olay mahallinde 2 hafta boyunca keşif yaptığını itiraf etti. Kullandığı silahını da Mogan Gölü’ne attığını söyledi

Ankarada geçen yıl düzenlenen , derinlere ulaştı.  ve Çeçenistan İçkerya Fahri Konsolosu‘yü öldüren zanlılarla ilgili ilginç bilgiler ortaya çıktı. Ünlü’nün katil zanlısı olan Murat Aluç, geçen hafta Sakarya’da yakalandı. Üzerinde “Ümit Aydeniz” isimli sahte kimlik çıkan Aluç, olayı para karşılığında işlediğini itiraf etti. Sincan Cezaevi’ne konulan Aluç, cinayet silahını da Ankara’daki Mogan Gölü’ne attığını itiraf etti. Bunun üzerine Emniyet’in “Balık Adamlar” birimine bağlı bir ekip, gölde arama yaptı. Ancak tüm aramalara rağmen suikast silahı bulunamadı. Gölde inceleme devam ederken ekipler çok önemli bir bilgiye daha ulaştı. Aluç’un şoförü Ömer P. ile Mahmut M. adlı zanlının suikasttan iki hafta önce Ünlü’nün ofisinin bulunduğu bölgede iki hafta keşif yaptığı belirlendi. Ömer P.’nin ise olaydan önce 14-20 Mayıs tarihleri arasında Ankara Gölbaşı’ndaki bir otelde konakladığı tespit edildi.

ABLASININ EVİNDE KALMIŞ
Çalışmasını yoğunlaştıran ekipler firarda olan Ömer P.’nin aynı tarihlerde Aluç’un ablası M.K.’nin telefonuyla görüşmeler yaptığını öğrendi. Ayrıca Aluç’un olaydan önce ablasına ait Gölbaşı’ndaki evde kaldığı, suikast sonrası İstanbul’a kaçarak Kağıthane’nin Çeliktepe semtinde saklandığı belirlendi. Suç aleti silahla Aluç’un şoförü Ömer P. henüz bulunamazken, azmettirici olduğu ileri sürülen Rusya Federasyonu pasaportu taşıyan
Rızvan Ezbulatov aranıyor.

AZMETTİRİCİ İÇİN KIRMIZI ALARM
Murat Aluç, suikasti para karşılığında işlediğini itiraf etti. Emri de Rusya Federasyonu pasaportu taşıyan Rızvan Ezbulatov’un verdiğini belirtti. Ezbulatov’un 17 Nisan 2013’te Türkiye’ye giriş yaptığı ve cihayetten iki gün sonra ise ülkeyi terk ettiği belirlendi. Hakkında kırmızı bülten çıkarılan Ezbulatov’un, Ukrayna’da saklandığı, olaydan önce ise defalarca Ankara’ya gelerek Medet Ünlü ile görüştüğü belirlendi.

Haberin linki:

http://www.takvim.com.tr/guncel/2014/10/20/derin-suikast