T24: Medet Ünlü cinayetinin tetikçisi, jammer ile saklanmış

2013’te Ankara’da suikaste uğrayan Çeçen İçkerya Fahri Konsolosu Medet Ünlü’nün katil zanlısı Murat Aluç, cinayeti para için işlediğini itiraf etti

2013’te Ankara’da suikaste uğrayan Çeçen İçkerya Fahri Konsolosu Medet Ünlü’nün katil zanlısı Murat Aluç, cinayeti para için işlediğini itiraf etti

2013 yılında Ankara’da suikasta uğrayan Çeçen İçkerya Fahri Konsolosu Medet Ünlü cinayetinin, Sakarya’da otoban gişelerinde yakalan tetikçisi Murat Aluç ve yardım yataklık ettiği ileri sürülen 5 kişinden sadece Aluç tutuklandı. Savcılık sorgusundan sonra 2 kişi serbest bırakılırken, mahkeme sevk edilen 4 kişiden 3’ü adli kontrol ile serbest bırakıldı.

“Kasten adam öldürmek, örgüt” suçlamasıyla tutuklanan Aluç, cinayet sonrası Ümit Aydeniz ismi ile sahte kimlik kullandığı tespit edilince, savcılık söz konusu sahte kimlikle ilgili Türkiye genelinde emniyet birimlerini uyardı. Aluç, Sakarya otoban gişelerinde yapılan kimlik kontrolünde yakalandı.

Murat Aluç, ifadesinde cinayeti para için işlediğini anlattı. Aluç, kendisinin birçok suçtan sabıkası olduğunu, en son 39 yılla yargılandığı davanın onandığını belirtirken, “Yurt dışına kaçamayacaktım. Ülke içerisinde de saklanmam için paraya ihtiyacım vardı. Medet Ünlü cinayetini  işlemem için Rızvan E. İsimli kişi bana 40 bin dolar para, masraflar için de 20 bin TL verdi. Cinayet günü de ayrıca 4 bin dolar aldım. Bu para karşılığında cinayeti işledim. Rıvzan E.’yi olaydan sonra bir daha görmedim. Medet Ünlü cinayetini bir buçuk ay önce planladım. Cinayet öncesi kendisi ile iletişim kurdum. Olay günü de cinayet sonrası araba ile olay yerinden uzaklaştım” dedi.

Yakalanmamak için Jammer kullanmış

Öte yandan, Murat Aluç’u sakladığı belirtilen İbrahim isimli kişinin, birlikte olduğu Rus uyruklu Valeria isimli bir bayanla aynı evde yaşadığı ortaya çıktı. Mahkemeye sevk edilen Valeria ve İbrahim çifti sorgusunun ardından adli kontrol ile serbest bırakıldı.

Aluç’un kaldığı evde yapılan aramalarda çok sayıda silah ele geçirilirken, yakalanmaması için evde jammer bulunması dikkat çekti. Evde ayrıca Rusça belgelerin de bulunduğu ifade edilirken, henüz belgelerin incelemesinin tamamlanmadığı öğrenildi.

Medet Ünlü’nün kızı da savcılık katında cinayet zanlısının sorgusunun tamamlanmasını bekledi ve tutuklama kararının ardından da adliyeden ayrıldı.

 

Haberin linki:

http://m.t24.com.tr/haber/cecen-fahri-konsolosunun-cinayet-zanlisi-tutuklandi,273854

Hürriyet: Çeçen iş adamı Medet Ünlü suikastinde flaş gelişme

Ankara’da, geçtiğimiz yıl iş yerinde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Ünlü’nün katil zanlısı Murat Aluç ve gizlenmesine yardımcı olan 5 kişi Sakarya Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kovalamacayla yakalandı.

Medet Ünlü, 22 Mayıs 2013 günü, Ankara Çankaya Çetin Emeç Bulvarı’ndaki ofisinde boynundan 3 mermiyle vurularak öldürüldü. Saldırıyı Murat Aluç(47) ve Ömer Peltek’in(24) gerçekleştirdiği belirlendi. Murat Aluç’un Sakarya’ya gelerek gizlendiği bilgisine ulaşan Sakarya Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 8 ay süren bir çalışma başlattı.

Yapılan takipte, Murat Aluç’un, daha önce cezaevinde arkadaş olduğu ve çok güvendiği İ.Ş’nin Sakarya’daki adresleri ve akrabalarının evlerinde gizlendiği, sık sık adres değiştirdiği, bunun yanında sürekli kılık değiştirdiği de tespit edildi. Aluç’un gizlenmesine İ.Ş. (41), H.Ş. (23), Ö.Ş. (52) ve C.Ç’nin (53) yardım ettikleri saptandı. Silahlar ve diğer suç aletlerini de M.K’nın(47) işyerinde sakladıkları saptandı.

Sakarya KOM ekipleri, titizlikle yürütülen istihbarat çalışmasında, Murat Aluç’un bir süre önce gittiği İstanbul‘dan Sakarya’ya döneceğini belirledi. 11 Ekim 2014 günü Murat Aluç’un içinde olduğu 54 B 6279 plakalı otomobil takibe alındı. Otomobilin içindekilerin silahlı olduğu ve çatışmaya girebilecekleri yönünde elde edilen bilgiler doğrultusunda Sakarya otoyol gişelerinde önlem alındı. Otomobil gişelerde durdurulmak istenince Murat Aluç ve Ö.Ş otomobilden inip koşarak kaçmaya başladı. Sakarya KOM ekipleri, kaçarken silahını çeken Aluç’u ve diğer kişiyi silahlarını kullanmasına fırsat vermeden yakaladı.

Murat Aluç’un üzerinde yapılan aramada Ümit Aydeniz’e ait sahte kimlik ve tabanca ele geçirildi. Operasyonu genişleten Sakarya KOM ekipleri, Akyazı, Sapanca, Kocaali ve Karapürçek’teki çeşitli adreslere düzenledikleri eş zamanlı operasyonlarda İ.Ş, H.Ş, C.Ç. ve M.K’yı gözaltına aldı. Ev ve iş yerlerinde yapılan aramada 2 silah, 2 sinyal kesici ve 1 elektroşok cihazı, 1 pompalı tüfek, 1 av tüfeği, 3 şarjör, 1 biber gazı spreyi, 52 adet 9 mm mermi, 41 adet av tüfeği fişeği, 1 dizüstü bilgisayar, 7 klasör evrak, 4 cep telefonu, 3 SIM kart, 9 fotoğraf, 6 pasaport fotokopisi, el yazıları bulunan 6 defter ve Kiril alfabesinde yazılı çok sayıda evrak ele geçirildi.

Çete suçlamasıyla yargılandığı da ortaya çıkan Murat Aluç ve diğer 5 kişi, soruşturmayı yürüten Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderildi.

Türkiye’ye gelen Çeçenlere yardım çalışmalarıyla tanınan Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu ve iş adamı Medet Ünlü, geçen yıl 23 Mayıs’ta Ankara’daki iş yerinde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmiş, katil zanlıları kaçmıştı.

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27372444.asp

Medet Önlü Suikastı’nın tetikçisi Murat Aluç Yakalandı!

Medet Önlü’yü öldüren tetikçi Murat Aluç bu akşam saatlerinde Sakarya ilinde yakalandı. İstanbul Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin yaptığı operasyonun ayrıntılarını paylaşacağız.

Medet Önlü’yü öldüren tetikçi Murat Aluç bu akşam saatlerinde Sakarya ilinde yakalandı. İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nin talebi üzerine Adapazarı Emniyeti’nin gerçekleştirdiği operasyonun ayrıntılarını paylaşacağız.

Medet Önlü Suikastı Demokrat Haber’in röportajında tartışıldı: Medet Önlü cinayetinde sebep Suriye mi?

Medet Önlü cinayetinde sebep Suriye mi? Tayyip Erdoğan başbakanken “faili meçhullere bu ülkede biz son verdik” demişti ama…

22 Mayıs 2013 günü Ankara’da önemli bir siyasi cinayet işlendi. Kahramanmaraşlı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Medet Önlü ofisinde öldürüldü.

Çeçen kökenli Medet Önlü Kafkas diasporasının mücadelesinde yer aldığı için Rusya’nın ve Rusya yanlısı Çeçenistan hükümetinin hedefinde olan bir isimdi. Ancak Medet Önlü son yıllarda, Çeçenlerin Suriye gibi bölgelerde cihadcı grupların insan kaynağı haline getirilmesine de karşı çıkıyordu. Bu tutumu da hem Türkiye’nin, hem radikal İslamcı grupların Suriye politikalarıyla çelişiyordu. Böylece ölümünden herkesin mutlu olacağı, birçok kesimin politikalarına çomak sokan bir figür haline gelmişti.

Medet Önlü aynı zamanda birçok Ak Partili milletvekilinin dostu, gazeteci Ahmet Hakan’ın okul arkadaşı, muhafazakar camianın yakından tanıdığı ve sevdiği bir isimdi. Ancak öldürülmesinin ardından bu kesimler güçlü bir adalet arayışına girişmediler.

“Ak Parti – Gülen Grubu Koalisyonu” bozulunca zaman zaman bu kesimler cinayeti birbirlerinin üzerine yıkma çabasına girişseler de gerçeğin üzerindeki perdeyi kaldıracak ciddi bir girişime rastlanmadı. İslami kesim kendi camialarına yakın siyasi bir liderin katledilmesine sessiz kaldı.

Demokrat Haber olarak Medet Önlü cinayeti dava dosyasına bakan Avukat Erdal Doğan ve “Medet Önlü İçin Adalet Komisyonu”ndan Kuban Kural ile gelişmeleri konuştuk.

Anlatılanları dinleyince çarpıcı ayrıntılar ve bilgilerle karşılaştık. Kuban Kural, “Bu cinayette tetiği kim çekerse çeksin faillerini yakalamadığı sürece hükümet zan altındadır. Hatta bir numaralı faildir” diyor.

Medet Önlü, 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te üç Kürt kadın siyasetçinin öldürülmesinden 4 ay sonra öldürülmüştü. Paris cinayetinin MİT tarafından Ömer Güney’e işletildiği Ak Parti – Gülen Grubu Koalisyonu bozulunca servis edilen ses kasetleriyle ortaya çıkmıştı.

Son dönemde çıkarılan yeni MİT yasası ile MİT’e yeni operasyon yetkileri verilmesi, yasada MİT görevlilerini denetimden ve yargılamadan koruyan maddelerin yer alması dikkat çekiciydi. Söyleşiyi tüm bunları dikkate alarak okumakta fayda var…

Medet Önlü kimdi, siyasi düşüncesi neydi?

Kuban Kural: Gençliğinden beri Kafkas diasporasının içinde, derneklerin çevresinde büyümüş, Çeçen olması hasebiyle 90’lı yıllarda Çeçenistan’da savaşın başlamasıyla beraber bu mücadelenin içinde olmuş bir isim.

Aynı zamanda İslami hassasiyetleri de olan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. 4-5 nesildir burada yaşayan ailesi Maraş Göksunlu. Kendisi Ankara’da yaşıyor(du).

90’lardan sonra daha görünür olmaya başladığını söyleyebiliriz. Bunun sebebi, Çeçen bağımsızlık mücadelesinin özellikle insan hakları alanında, sığınmacılar meselesinde ve siyasi arenada aktif bir destekçisi olmasıdır. Bu çabaları sebebiyle Çeçen İçkerya Cumhuriyeti’nin Türkiye fahri başkonsolosluğu görevine getirilmesi mücadeleye daha aktif katkı sunmasına da sebep olmuştur.

Çeçen İçkerya Cumhuriyeti, 1990’larda SSCB yıkıldıktan sonra bağımsızlığını ilan ediyor. Dudayev’in devlet başkanı olduğu zamanlar, birkaç ülkenin de tanıdığı, kendi sınırları içinde ilişkilerini düzenleyen bir Cumhuriyet. Tabii Rusya’nın çok ağır bir bombardımanı altında kaldı, sonra Rusya ile anlaşma yapıldı ve Çeçen İçkerya Cumhuriyeti olarak kabul edildi, Hasavyurt anlaşması ile.

Medet Önlü de bu cumhuriyetin Türkiye’deki fahri başkonsolosuydu. Türkiye bu cumhuriyeti tanımasa bile Çeçenlerden Türkiye’ye gelen sığınmacıların sorunlarıyla ilgilenen ve bu konuda devlet nezdinde muhatap olan kişiydi.

Hatta Çeçenlerle ilgili konularda basının da otorite olarak kabul ettiği ve başvurduğu bir kişiydi. Aynı zamanda bu konunun Çeçenistan’ın bağımsızlığı çerçevesinde kalmasını çok önemsiyordu. Daha radikal söylemlerden uzak durulmasını önemserdi.

99 sonrasında Çeçen İçkerya Cumhuriyeti’ne yönelik Rusya tarafından ciddi bir işgal gerçekleşti ve devlet kurumları dağıtıldı. Devlet başkanları ve komutanları öldürüldü ve mücadele dağlara taşındı. Aslan Maşadov ardından ise Sadullayev devlet başkanı oldular. Bir kısım devlet yöneticileri de diasporadaydı. Özellikle Londra’daki Ahmet Zakayev önemli bir Çeçen siyasetçi olarak Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti’ni savunan figürlerden, hala yaşıyor kendisi.

Dağdaki mücadelede farklı kırılmalar yaşandı zamanla. Kafkasya Emirliği diye bir yapı da oluştu. İdeolojik olarak daha radikal ve yayılmacı bir grup olduklarını söyleyebiliriz. Medet Önlü bu sancılı süreçlerde herkesle arasını iyi tutmakla birlikte Çeçen İçkerya Cumhuriyeti’ni savundu ve onun temsilciliğini üstlendi. Onu kamuoyunda duyurdu.

Kafkas diasporasının Adigeler, Abhazlar gibi Çeçen olmayan yapılarıyla birlikte hareket etmeye de önem gösterdi. Kafkasya’ya daha geniş bakabilen birisiydi. Çeçen olup diğer Kafkasyalı etnik gruplarla diasporada siyasi ilişki geliştiren belki de tek kişiydi, bu özelliği ile de oldukça kilit bir roldeydi.

Rusya’nın güdümünde kurulan Kadirov hükümetinin Türkiye’de zemin bulmasını engelleyen isimlerin de başında geliyordu. Savaştan kaçan Çeçenlerin dünyanın çeşitli yerlerindeki savaşlara sürülmesine de karşı çıkan birisiydi. Suriye’deki gibi kirli savaşlara Çeçenlerin müdahil olmasına ve Uluslar arası kirli ilişkiler içerisinde araçsallaştırılmalarına karşı çıkıyordu.

Medet Önlü’nün duruşundan memnun olmayan kesimleri sıralayacak olursak… Kadirov hükümeti, Rusya, fikir ayrılığı olan Çeçen gruplar vb…

Kuban Kural: Çeçen radikal islamcı gruplarla fikir ayrılığı olsa da çatışmıyorlardı, Medet Önlü herkes tarafından saygı duyulan birisiydi. Fikir ayrılıklarını geride tutarak herkesin yardımına koştuğu için her kesim tarafından sevilir ve saygı duyulurdu. Elimizde kesin bir veri olduğu için demiyorum ama bence farklı görüşlerden Çeçen grupların Medet Önlü ile problemi yoktu.

Ama mesela Suriye’deki radikal islamcı grupların arasında kanlı bir iktidar mücadelesi var. IŞİD ve El Nusra bile birbirleriyle çatışma halinde?

Kuban Kural: Bahsettiğiniz çatışan güçlerin hiçbirisi Suriyeli değil, dışarıdan gelmiş gruplar, Suriyeli olanlar birbirlerine pek bulaşmıyorlar. Çeçenistan’da da aynı şekilde, Rusya’ya karşı mücadele yürüten grupların neredeyse hepsi Çeçen, yani yerli. Bu sebeple aralarında fikir ayrılıkları olsa da bir çatışmadan kaçınıyorlar, hele de Medet Önlü gibi mücadelesini sivil alanda tutmuş, eline silah almamış bir kişiye karşı böyle bir saldırıda bulunacaklarını düşünmek oldukça zor.

Türkiye ile olan duruma gelirsek, 90’lı yıllarda Türkiye Çeçen mücadelesine destek vermişti, çünkü Rusya ile Türkiye arasında çekişme vardı.

Şimdi gelinen noktada ise Türkiye Rusya ile ilişkilerini geliştiriyor ve Çeçen sorunu bir kenara atılmış durumda. Hatta Türkiye’de birçok politik cinayet işlendi biliyorsunuz Rusya tarafından, bunların hiç birinin üzerine gidilmedi, hiç birisi aydınlatılmadı. Türkiye’nin politikasını aslında burada da net bir şekilde görüyoruz. Türkiye ve Rusya arasındaki çıkar ilişkileri, özellikle devlet nezdinde Çeçenleri yok saymayı, yok edilmelerine ortak olunmasını, en hafif ifade ile göz yumulmasını gerektiriyor artık. Burada devletin pozisyonunun ne kadar iki yüzlü ve kirli olduğunu görmek mümkün. Kafkasya’nın neresinde olursa olsun özgürlüğü önceleyen bir politikaya Türkiye’nin ciddi bir rezervi, hatta karşıtlığı söz konusu artık. Bu son cinayet de bunun göstergesi.

“OLAYIN AYDINLATILMAMASI TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ŞÜPHELERİ ARTIRIYOR”

Ayrıca burada Suriye konusunu atlamamak lazım, Suriye’deki savaşa Çeçenlerin katılmaları konusundaki en önemli engellerden birisiydi Medet Önlü. Suriye’deki savaşa Türkiye Cumhuriyeti devletinin nasıl yaklaştığını biliyoruz. 15 aydır olayın aydınlatılmaması Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerindeki şüpheleri her geçen gün artırıyor.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı politik bir figür, hatta İslami hassasiyetleri olan, İslami STK’lar ile hukuku olan bir figür, Ankara’da, meclise çok yakın bir mesafede gündüz vakti öldürülüyor ve katilleri hala sokaktalar.

Azmettirici olduğu bilinen kişi çekti gitti yurtdışına, yakalanmadı. Politik olarak hükümete yakın hiçbir irade bu konuda hiçbir cümle kurmuş değil bugüne kadar.

Medet Önlü’nün Çeçenistan dışındaki savaşlara Çeçenlerin sürülmesine engel olduğu bir gerçek. Türkiye’nin yol vermesi olmadan böyle bir cinayetin işlenmesi mümkün değil. Velev ki işlendi diyelim faillerinin yakalanmaması mümkün değil. Bu yüzden ilk muhatabımız ne Kadirov hükümeti, ne de Rusya’dır; Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Bu cinayet aynı zamanda Türkiye’deki sadece Çeçenlerin değil, Kafkas diasporası içerisinde olup sivil siyasi faaliyet yürüten kişilerin de ne kadar güvende olduğunun bir göstergesidir.

“SURİYE’DE ÇEÇENLERİN NASIL KULLANILDIĞINA BAKMAK LAZIM”

Medet Önlü ne zaman, nerede, nasıl ve kimler tarafından öldürüldü?

Erdal Doğan: Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü Cumhuriyet savcılığına iki sayfalık bir dilekçe sundu. Dilekçedeki şu ifadeler çok önemli:

“Özellikle son dönemlerde Suriye savaşında Çeçenlerin piyon olarak kullanılmalarına karşı çıkan ve Çeçenlerin kendi bağımsızlık mücadelelerinde rol almalarını savunan eşim, Amerika’daki Boston saldırısı olayına da iki Çeçen gencin adının karıştırılmasına bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada büyük tepki göstermişti.

Devletlerin âli menfaatlerinin insanların yaşama haklarından üstün olamayacağını savunmakla beraber eşimin bu muhalif tutumu ve açık sözlülüğünün birden çok devletin âli menfaatine ters düştüğünden, eşimin öldürülmesinin perde arkasında ve faillerin yakalanmaması ve olayın aydınlatılmamasında bu türden bir nedenin var olduğunu düşünmekteyim.”

Bu cinayetin neden 15 aydır çözülmediğinin, faillerinin neden yakalanmadığının açıklaması bunlar aslında. 6 failden beşi TC vatandaşı üstelik.

Biz bu cinayetin en azından iki yıldır planlandığını düşünüyoruz. Bunun için özellikle son iki yıldır Suriye’de olanlara ve Çeçenlerin nasıl kullanıldığına bakmak bile yeterli. Türkiye’nin burada kafa kese kese ilerleyen cihatçılara yönelik siyasi yaklaşımına, onlara yönelik müsamahakar haline ve yardım ettiğine dair doğrudan kendilerinden gelen beyanlarına da bakmak lazım.

Cinayetin aydınlatılmaması ve faillerin yakalanmaması için birçok örtbas girişimi daha dosyayı ele alır almaz göze çarpıyor. Adli kolluk raporundan da çok rahatlıkla anlayabilmektesiniz ki failler aslında cinayeti 21 Mayıs 2013’te işlemeyi düşünüyorlar. Çünkü 21 Mayıs günü Çerkes Soykırımı’nın yıldönümü. Amaç cinayetin organizatörünün ve faillerinin Rusya olduğu yönünde algı oluşturmak. Ama cinayetin işleneceği büroda koşullar müsait olmadığı için o gün yapamıyorlar. Çünkü o gün Medet Önlü’nün zaman zaman gönüllü korumalığını yapan kişi de büroda. O gün gerçekleştiremeyince bir gün sonra yani 22 Mayıs 2013’te Medet Önlü’nün yalnız olduğu akşam üzeri gelip cinayeti gerçekleştiriyorlar.

Polis fezlekesi olarak adlandırılan raporda şunu da görüyoruz ki cinayeti işleyen failler aylar öncesinden olay yeri keşfi, tespiti yapıyorlar, öncesinden Medet Önlü ile bağ kurup güven ilişkisi yaratmaya çabalıyorlar. Bu kişilerin kendilerini başka isimlerle ve ilişkilerle tanıttıklarını Medet Önlü’nün Çeçence tuttuğu günlük ajandasından anlamaktayız.

Eşi Leyla Eser Önlü fahri konsolos olan eşinin sürekli takip altında olduğunu, ailecek de takip altında olduklarını belirtiyor. Hem yerli hem yabancı istihbarat tarafından takip edildiğinin altını çiziyor. Çeşitli suçlardan sabıka kayıtları olan bu kişilerin istihbaratçıların takibi altında olan Medet Önlü’nün etrafında bulunmaları Türkiye Devleti’nin istihbarat birimlerinden habersiz olamaz.

Bu nedenle tüm bu süreç içinde Medet Önlü’nün MİT’in takibinde olup olmadığını savcılığa sorduk, takibindeyse MİT’e ne gibi bilgi ve bulgusu olduğunun sorulmasını talep ettik.

Medet Önlü’nün katledildiği çalışma ofisinin yanında bulunan iş yeri kamerasındaki kayıtlarda şahısların kimlikleri ve eşgalleri çok net görülüyor. Olayın üzerinden çok kısa zaman geçtikten sonra tüm zanlıların hem kimliklerinin hem de birbiriyle olan irtibatlarının kesin olarak tespit edilmiş olmasına rağmen neden hemen yakalanmadıklarını ve ayrıca İstanbul’da oturan zanlıların neden İstanbul polisiyle koordineli çalışılarak halen yakalanmadığını sorduk savcılığa.

Cinayeti işleyen Murat Aluç, 1967 doğumlu, TC vatandaşı, başka sabıka kayıtları da var. Ona yardımcı olan Ömer Peltek 1990 doğumlu ve TC vatandaşı. Şu ana kadar halen yakalanmış değiller ve halen İstanbul polisi ile koordineli çalışılmıyor. Bu kişiler 15 aydır gıyabi tutuklama kararı ile aranıyor ve hiçbir şey yok ortada.

Öte yandan cinayetin işleniş tarihi 22 Mayıs 2013, azmettirici olduğu düşünülen Rizvan Ezbulatov’un Türkiye’den çıkışı ise 24 Mayıs 2013. Çıkış durumları, kimlikleri, HTS kayıtları (HTS kaydı ile kimin kimi nereden, ne zaman aradığı ve ne kadar süre konuştuğu öğrenilebiliyor. Telefon görüşmesi sırasında hattın kullandığı baz istasyonu ile nereden arandığı da öğrenilebiliyor) kimlerle bağlantılı olduğu hemen tespit edilmiş ama bu kişinin de çıkışına izin verilmiş gibi, elini kolunu sallayarak ülkeden çıkış yapmış. Hakkında şu anda Kırmızı Bülten ile arama kararı var.

“İSTANBUL POLİSİ BİR ŞEY YAPMIYOR”

Devletin bazı birimleri yol mu veriyor?

Erdal Doğan: Artık bazı birimler mi, siyasi irade mi bilmiyoruz, bu kişilerin yakalanmaması konusunda özel bir çabanın olduğu izlenimi var. İstihbarat ve kolluk koordineli çalışmadığı gibi az önce belirttiğim gibi kolluk bile kendi arasında koordineli değil. Tabiatıyla bu koordineyi sağlayacak en yetkili kişi soruşturmanın adli amiri olan savcılık makamıdır. Baştan itibaren bakıldığında görevini yapan veya yapmak isteyen bazı görevliler dışında tüm bu süreçte ağır bir görev ihmali olduğu görülmekte.

Failler hakkındaki bilgileriniz neler?

Erdal Doğan: Rizvan Ezbulatov, Medet Önlü ile bir şekilde bağ kuruyor, ama politik bir bağ olduğuna dair bir şey yok. Medet Önlü ticari işler yapan bir insan ve oradan da bağ kurmuş olabilirler… Önlü’nün çevresi çok geniş ve kendisini o bölgeden geldim diye tanıtan herhangi biri ile bağ kurup onlara yardım etmiş olabilir.

“ÇEÇEN MÜLTECİLER SURİYE’DE SAVAŞA GÖNDERİLİYOR”

Sizce bu siyasi bir cinayet mi?

Erdal Doğan: Bu çok açık bir siyasi cinayet, 15 aydır faillerinin yakalanmamasının başka bir açıklaması yok. Suriye ile ilgili Medet Önlü’nün konumuna bakmak bile onun birçok kesimin hedefi olması için yeterli. Çeçenlerin devletler tarafından kriminal eylemlerde kullanılmasına karşı olan bir insan. Türkiye’nin Suriye politikasına tamamen ters bir duruşu var. Medet Önlü’nün bu politikalara ters düşmesiyle ciddi biçimde hedefe yerleştirilmesi arasında doğrudan bir bağ olduğu en somut iz olarak görülüyor.

Türkiye’de 3 yerde Çeçen mülteci kampları var. Burada mülteci sıfatı verilmeyen, rehin gibi tutulan sığınmacı Çeçen topluluklar var. Bu husus, Medet Önlü ve milli davasına sahip çıkan insanlar için rahatsızlık veriyor. Normalde bu kişilerin normal hayatlarına dönmeleri için ikamet ve çalışma izni verirsiniz ya da mülteci statüsüne sokar geldikleri bölgelerdeki sorunların çözümü için devlet olarak bir şeyler yaparsınız. Oysa bu tür girişimlerin olmadığını görüyorsunuz. Ve bu kamplardan insanların Suriye’ye cihadçı olarak götürülüp savaştırıldığı yönünde bilgiler var. Suriye’de savaşan çok fazla Çeçen olduğu bilgisi artık herkesin malumu. Savaşmaya gidenler de orada komutanlık düzeyinde görevler üstleniyorlar. Onlara ailelerinize biz bakarız garantisi verildiği belirtiliyor. Gitmeyenlere ise kaçıp geldikleri Rusya’ya tekrar gönderilecekleri tehdidinin yapıldığı söyleniyor. Bu bilgiler yeni olmayan, o camiaya yakın herkesin bildiği bilgiler.

Buna karşı çıkan ve o çevrelerde etki ve gücü olan bir insanın Türkiye dahil birçok devletin öfkesini üzerine çekeceği de ortada.

“ULUSLARARASI GÜÇLERİN POLİTİKALARINA TEK BAŞINA SET OLUŞTURAN BİR İNSANDI”

Peki Medet Önlü kimin tekerine çomak soktu? Suriye konusunda açıklamaları var mıydı?

Kuban Kural: Basın, Boston saldırılarından sonra, olayın Çeçenlerle ilişkilendirilmesi üzerine ona sorular sormuş kendisi de bu konudaki görüşlerini net bir şekilde ortaya koymuştu. Kendisine soru sorulunca cevaplamayacak karakterde bir insan değildi ama Suriye’ye gönderilen Çeçenler ile ilgili soru sorulduğunu sanmıyorum. Suriye’deki savaşa bu kadar angaje olmuş bir hükümet ve onun yancısı konumundaki basın, Medet Önlü bu savaşa Çeçenlerin sürülmesine karşıyken alacağı cevapları bile bile bu soruları neden sorsun? Ama biz buraya Çeçenistan’dan yaralı olarak gelen komutanlar üzerinde etkisi olduğunu ve Suriye’ye Çeçenlerin götürülmesi konusunda engel olduğunu biliyoruz, zaten eşi Leyla Hanım da bunları açıkladı net bir şekilde. Çeçenistan’dan zor şartlarda gelen mültecilerin, komutanların tamamıyla bağ kuran ve onların üzerinde etkisi olan bir insan.

Medet Önlü bu politikaya destek veren bir insan olsaydı çok daha fazla insan Suriye’ye cihatçı olarak gidebilirdi. Bu anlamda birçok konuda set oluşturan bir insan. Hem Türkiye’nin, hem Rusya’nın, hem uluslararası güçlerin politikalarına tek başına kendi halkının çıkarları önceliğinde karşı çıkabilen ve etkili de olabilen biri.

Şu an fiili olarak olmayan Çeçen İçkerya Cumhuriyeti’nin fahri konsolosuydu. Belli prosedürleri hala zor durumda olsa da devam ettirmeye çalışan bir devletin temsilcisiydi. Hem tam bir ciddiyet içinde siyasi ve bürokratik süreçlerine dahil oluyordu Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti’nin hem de özellikle Türkiye’deki sığınmacılar ile ilgileniyordu.

İslami STK’ların bir kısmı Suriye’ye savaşçı gönderilmesi sürecine yakınen dahil oldular. Hatta Suriye savaşı çıkmadan önce de Yalova’daki kamptan Çeçen savaşına insan gönderildiği söyleniyordu. Suriye savaşı başladığı andan itibaren bu STK’ların gerek kamptaki Çeçenler gerekse evlerde yaşam mücadelesi veren Çeçenler üzerinde etkide bulunup, savaşa yönlendirdikleri biliniyor.

“İSLAMİ KESİM VİCDANİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ HÜKÜMET POLİTİKALARINA REHİN VERMİŞ”

İslami kesim cinayetten sonra ne yaptı?

Kuban Kural: İslami kesim Medet Önlü cinayetinin ardından gazetelere ağladı ama hiçbiri bunun takibini yapmadı, hesabını sormadı. Yaklaşık 10 yıl Çeçenistan savaşı üzerinden kendisini mobilize etmiş koskoca bir kesim cinayetin hemen ardından birkaç köşe yazısı ile konuyu gündeme getirip ağlama seanslarında bulundular. Her şey ortada iken bir STK ya da bir yayın kuruluşu bu cinayetin üzerine gitmedi, aydınlatılması için girişimde bulunmadı. Hatta bazı STK’lar ve basın yayın kuruluşları cinayetin hesabını sormayı bırakın olayı manipüle edici çıkışlarda bulundular. Bu utanç vesikası bu kesime yeter de artar.

Şu anda maalesef İslami kesim fikri ve vicdani özgürlüğünü hükümet politikalarına rehin vermiş bir kesim. Hem de neredeyse tüm STK’ları ve basın yayın organları ile birlikte.

Erdal Doğan: Soruşturma dosyasında Medet Önlü’nün resmi olmayan, fiili koruması olan polis memurunun da bu anlatılanlara dair çok önemli tanıklıkları var. Yine soruşturmanın ilk aşamasında önemli bir araştırma görevi yürütmüş adli polis amiri Hamza Bayındır önemli çalışmalar yürütmüş ama hemen sonrasında görevden alınıp çok pasif bir göreve veriliyor.

Yine soruşturma 28 Şubat ve Kenan Evrenlerin yargılanması dosyalarından bilinen savcı Kemal Çetin’den alınıp bugünlerde ismi çoğu kez Fethullah Gülen soruşturması ile kamuoyu gündemine yansıyan Savcı Serdar Coşkun’a verilmiş durumda. Bu gibi dosyalarda soruşturma ekibinin değiştirilmesi, hem savcılığın ve adli kolluk kuvvetlerin uyumlu çalışmasını engellemekte hem de dosyanın ilerlemesini.

Sizce cinayeti kim işlemiş olabilir?

Erdal Doğan: Böyle siyasi cinayetler işlenirken çoğu zaman tek bir sebebi olmaz, birçok sebebi olur. Birçok güç bir araya gelip beraber de hareket edebilir. Hedef seçilen kişi birçok kesimin hedefi de olabilir. Mesela burada Medet Önlü’nün milli davasının sivil siyaset güzergahındaki ısrarı ve ülküsü hem Kadirov hükümetini, hem Rusya’yı hem de Türkiye’yi eş zamanda rahatsız etmiş olabilir. Cinayeti bir veya iki taraf işbirliği ile işlemiş olabilir ama diğeri de buna göz yumar ya da yol verir. Türkiye’nin adli ve siyasi mercilerinin üzerine düşen tüm bu yorumlarımızı boşa çıkarmak için bir an önce failleri yakalaması ve sorumluluğu üzerinden atmasıdır. Belki o zaman bu değerlendirmeleri kuşkulu hale sokabilir. Aksi halde failler yakalanmadıkça bu çıkarımların doğruluğu ciddi biçimde varlığını korur…

MİT’in cinayette rolü olabilir mi?

Erdal Doğan: MİT’in şu aşamada ne şekilde bir rolü olduğunu söylemek zor. Fakat Çeçen politikası bir devlet politikası ise bu konudaki tüm ciddi gelişmelerden MİT’in ve diğer istihbarat örgütlerinin habersiz olduğunu söylemek kolay değil.

Özellikle son MİT yasası ile birlikte düşünüldüğünde farz edelim ki MİT’in bu cinayette çok somut bir rolü ortaya çıktı. Şimdi siz kalkıp hemen o sorumlu kişi veya kişileri savcılık soruşturmasına dahil ettiremiyorsunuz, önce Başbakan’ın o kişi veya kişilerle ilgili soruşturma izni vermesi gerek. Yani bu hususta önemli yasal engeller oluşturuldu.

“FAİLLERİNİ YAKALAMADIĞI SÜRECE HÜKÜMET ZAN ALTINDA”

Kuban Kural: Devletin içinde de birçok klik var ve bunların bir rolü olabilir, ama devletin içindeki klik savaşları bizi hiç ilgilendirmiyor. Ankara’nın ortasında, hava aydınlıkken bir cinayet işleniyor, failleri hemen tespit ediliyor ve hiçbir şey yapılmıyor. Ben burada ekmek çalsam evime gidemeden yakalanırım.

Aradan geçen 15 ayda islami kamuoyu ve dernekler hiçbir şey yapmadı. Sosyal medyada sahte hesaplarla olayı birbirlerine yıkıp siyasi polemik konusu yaptılar. Kimi diyor ki “cemaat yaptı”, kimi diyor ki “hükümet var arkasında”. Bu cinayette tetiği kim çekerse çeksin faillerini yakalamadığı sürece hükümet zan altındadır. Hatta bir numaralı failidir cinayetin.

Erdal Doğan: Tetiği çeken kişi Türk vatandaşı, fail olarak geçen 6 kişiden 5’i Türkiyeli, Rizvan Ezbulatov’da ise Rusya pasaportu var etnik kökeni farklı olabilir.

Tetiği çeken, yardım yataklık eden, arabayı kullanan Türkiye vatandaşı olan Murat Aluç ile Ömer Peltek’in 15 aydır neden yakalanamadıklarına dair hiçbir bilgi olmadığı gibi, çok ciddi bir çaba da yok.

“İNSANLARIN ÖLDÜRÜLMEMESİ İÇİN CİNAYETİN AYDINLATILMASI LAZIM”

Peki bu dava neden önemli?

Kuban Kural: Medet Önlü Kafkas diasporasının bir üyesi ve politik bir karakterdi. Biz bunu sadece bu olaya özgü değerlendirmiyoruz. Bu ülkede Kafkas diasporası içerisinde olup sivil siyasi mücadele yürüten bireylerin ciddi tehdit altında olduğunu gösteriyor bu cinayet.

Son yıllarda Kafkas diasporası içerisinde siyasi bir mobilizasyon var. Kafkas diasporası haklarını arayıp hukuklarına sahip çıkmaya başladı. Bu hem Rusya’yı hem de dolaylı veya dolaysız Türkiye’yi rahatsız ediyor.

Sadece diasporaya da endekslememek lazım bu konuyu, TC vatandaşı olan her birey ya da her kurum için geçerli bu. Benzer cinayetlerin bundan sonra olmaması için, sokaklarda Hrant Dink gibi, Medet Önlü gibi insanların öldürülmemesi için bu cinayetlerin aydınlatılması şart.

Cinayetin 21 Mayıs gibi sembolik bir güne denk getirilmesi bir perdeleme ihtimali olabileceğini de gösteriyor bize. Yani hedefe Rusya’yı yerleştiren bir güç kendisini aklıyor da olabilir kamu nezdinde. Ancak her şartta, 21 Mayıs’ta cinayetin gerçekleştirilme girişiminin diaspora üzerinde etkileri olacaktı. Bizler bu davanın takipçileri olarak bu tehditlere ve cinayetlere boyun eğmeyeceğimizi ilan etmiş oluyoruz bir bakıma. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve benzer faili meçhullerin olmaması açısından bizim için bu cinayetin aydınlanması çok önemli.

Tayyip Erdoğan başbakanken “faili meçhullere bu ülkede biz son verdik” dedi ancak Medet Önlü cinayetinden 4 ay önce Paris’te de siyasi cinayetler olmuştu. 3 Kürt kadın MİT tarafından yönlendirilen Ömer Güney tarafından öldürüldü, üstelik de Kürtlerle barış görüşmeleri yürütülürken. Hükümet acaba derin operasyonlarla siyaset alanını dizayn mı etmeye çalışıyordu sizce?

Kuban Kural: Cinayeti kim işlerse işlesin Rusya’nın bu durumdan çok memnun olduğunu bilmek için kahin olmaya gerek yok. Ama şu anda Suriye meselesi çok daha sıcak bir mesele. Elimizde kesin doneler yok, birileri yol verdi, birileri de takibini yapmadı ve cinayet ortada şu anda.

Paris cinayetleriyle ilgili şöyle bir benzerlik var, o zaman da cinayetin adresi için birçok spekülasyon yapıldı, bunda da. İHH (İnsani Yardım Vakfı) Başkanı Av. Bülent Yıldırım durumu gidip İsrail’e bağladı mesela. İslami duyarlılıkları olan insanlar için bu cinayeti Rusya’ya, İngiltere’ye, İsrail’e bağlamak çok tutacak ve rahatlatıcı bir şey. İslami STK’ların çoğu bu meseleyi aralarında konuşuyorlar. Bunların arasında hükümetin sorumluluğunu gündeme getiren dernekler de var ama maalesef çok az ve malum sesleri çıkamıyor. Ayrıca Çeçenistan sürecini yakından takip edenler bu konuda STK’ların hükümetle olan angajmanlarının çok yeni olmadığını bilirler.

Erdal Doğan: Paris cinayetlerinden, iktidar sahibi güçlerin iç çatışmaları sayesinde bilgi elde edebildik. Hrant Dink cinayeti ve Malatya Zirve Yayınevi cinayetlerinde de ancak devletteki iktidar savaşları sayesinde, cinayetin büyüklüğü ve sorumlulukları nedeniyle nasıl arkasında kenetlendiklerine dair bilgi sahibi olabildik.

Yeni MİT yasası ile MİT artık istihbarat almaktan öte operasyonel bir güç olmak üzere kendini yeniden yasal olarak yapılandırdı. Bu yasa çıkarılmadan önce MİT görevlilerin barış süreci görüşmelerinde yer almak, sorumlu tutulmamak, daha rahat hareket alanı sahibi olabilmek için bu yasaya ihtiyacı varmış gibi sunuldu. Halbuki yasayı bir bütün olarak düşündüğünüzde hiç alakası yok. Bu yasa ile görev korumasından çok operasyonel yetkiler için sorumsuzluk ve hesap vermeyen bir alan yaratıldı MİT’e. Bir bakıma KGB ve CIA yasaları gibi. Dinleme yetkileri de MİT’e bağlandı. Soruşturma yetkisi de Başbakan’da artık. Adli soruşturma da izinle olabiliyor.

Devletin çıkarlarını tehlikeye atan herkese “operasyonel” yetkilerini kullanabilecek bir istihbarat kurumu ile karşı karşıyayız ve sorumluluğu sorgulanmayacak.

Türkiye’de 4 tane istihbarat var, bunlardan herhangi birinin bu cinayetle ilgili bilgisinin olmaması mümkün olamaz. Böyle bir ortamda cinayeti önleyemeyen tüm o kurumları kapatsanız ne kaybı olur Türkiye’nin, belki kaybı olmaz ama harcanan vergilerden dolayı kazancı olur. Sürekli takip altında olan Medet Önlü’nün cinayetinin önlenmemesi de bu bakımdan bir hukuk ve idari skandaldır.

Bir de cinayet bölgesinden elde edilen yeni kamera görüntüleri var. Görüntüler ne anlatıyor?

Erdal Doğan: Bu görüntüleri soruşturma dosyasından almak biraz zaman aldı. Görüntülerde yer aklan Murat Aluç ve Ömer Peltek dışında, kırmızı bültenle aranan Rizvan Ezbulatov’un da bu kişilerle hem İstanbul’da hem de Ankara’da buluşmalarına dair görüntülerinin olduğunu tahmin ediyoruz. Çeşitli kurum veya istihbarat birimlerinde var olduğunu düşündüğümüz bu görüntülerin de dosyaya intikali önemli.

“KAFKAS DÜNYASI ARTIK MİLLİ DAVASININ KULLANILMASINI İSTEMİYOR”

Medet Önlü’nün kişiliği ve yapmak istedikleri açısından bakıldığında cinayetin çok önemi olduğu ortada.

Kafkas dünyasının bu cinayetin aydınlatılması çabası artık kendi üyelerinin kriminal olaylarda kullanılmaması ve milli davalarının gölgelenmemesini amaçlıyor. O yüzden bu cinayet içindeki devlet görevlilerinin ihmal ve kastlarıyla bu davanın karartılmaması çok önem arz ediyor.

Kuban Kural: Medet Önlü İçin Adalet Komisyonu, ailesinin de desteğiyle hatta yeğeni ve çocuklarının, katılımıyla oluşturuldu. Biz Kafkasya Forumu olarak direk içerisindeyiz komitenin ancak birçok diaspora kurumu da destek oluyor. Medet Önlü hepimizin sayıp sevdiği bir biriydi. Kafkas diasporasının politik figürlerinin bu ülkede kendini güvende hissedip sivil siyasi mücadelelerini rahatlıkla sürdürebilmesi için de bu dava sonuçlanana kadar takipçisi olacağız.

Medet Önlü’yü öldürmenin bir bedeli var ve kim tetiği çektiyse kim azmettirdiyse, kim yol verdi kim ortak olduysa bunu ödemeleri gerekiyor ve ödeyecekler. Özellikle islami kesime de ve Türkiye’nin demokrat aydınlarına ve STK’larına da sesleniyoruz. Bu davaya sahip çıkmayan bundan sonra olacak cinayetlerin de önünü açmış olur. Bu ülkenin vatandaşı olarak bu ülkedeki her faili meçhul hepimizi ilgilendiriyor, bu anlamda kamuoyundan da destek bekliyoruz.

Erdal Doğan: Bu cinayet hiç işlenmeyebilirdi. Devletin aylarca önce planlanan cinayetten Medet Önlü’yü koruması lazımdı. Bu kadar istihbarat örgütüyle devlet her şeyden haberdardır. Devleti devlet olarak ayakta tutan hukuktur. O hukukun da devlete yüklediği sorumluluk Medet Önlü’yü hedefleyen bu organize güçlerden O’nu korumaktı. Bunu gerçekleştirmediği ortada. Şu an ki sorumluluğu ise failleri bir an önce yakalayarak davanın açılmasını sağlamak.

Kuban Kural: Geçtiğimiz yıllarda İstanbul’da işlenen ve farklı zamanlarda 6 Çeçen sığınmacının hayatını kaybettiği cinayetlerin takibi yapılsaydı, Kafkas diasporasına yapılan tehditler soruşturulsaydı bu cinayet işlenemezdi.

http://www.demokrathaber.net/roportajlar/medet-onlu-cinayetinde-sebep-suriye-mi-h36896.html

Hürriyet: Öldürülen Çeçen liderin eşi savcılığa başvurdu: Eşim MİT takibindeyken öldürüldü!

Hürriyet Gazetesi’nin 20 Temmuz 2014’te manşetten verdiği habere göre, ANKARA’DA ÖLDÜRÜLEN ÇEÇEN İÇKERİYA DEVLETİ FAHRİ KONSOLOSU MEDET ÖNLÜ’NÜN EŞİ LEYLA ESER ÖNLÜ, SORUŞTURMAYI YÜRÜTEN ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA SUNDUĞU DİLEKÇEDE ÇARPICI İDDİALARDA BULUNDU.

Ankara’da öldürülen Çeçen İçkeriya Devleti Fahri Konsolosu Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü, soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçede çarpıcı iddialarda bulundu.

Önlü el yazılı dilekçesinde, suikastın ailecek MİT ve Emniyet İstihbaratı’nın takibi altndayken işlendiğini, eşinin Çeçenlerin Suriye savaşında kullanılmalarına karşı mücadele ettiği için hedef alındığını savundu. Aile avukatı Erdal Doğan da, kimliği kamera görüntülerinden tespit edilen ve kırmızı bültenle aranan Rusya pasaportlu tetikçi Rızvan Ezbulatov ile Türk vatandaşı E.G’nin bir an önce yakalanması, istihbarat birimlerinin cinayetteki ihmalinin araştırılması ve soruşturmanın derinleştirilmesi için savcılığa başvurdu.

ÇEÇEN DAVASININ TÜRKİYE’DEKİ KİLİT İSMİYDİ

Leyla Eser Önlü, el yazısıyla kaleme aldığı dilekçesinde şu iddialarda bulundu:

“Medet Önlü ile 1989 yılında evlendim. Evliliğimizden yaklaşık 1-2 yıl sonra 1. Rus-Çeçen savaşı başladı. Bizler 150 yıl önce Kafkasya’dan sürülen Çeçen ailelerin çocuklarıyız. Bu nedenle soydaşlarımızın bağımsızlık mücadelesine hiçbir zaman kayıtsız kalmadık. Savaşın ilk yıllarından itibaren Çeçenistan’dan Türkiye’ye gelen sığınmacıların barınma, eğitim, sağlık gibi birçok ihtiyacıyla bizler ilgilendik. O tarihten bu yana eşim Medet Önlü, Çeçen bağımsızlık mücadelesine destekten asla taviz vermeyen tavrı ile Türkiye’de ve dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan organizasyonlarda en önde yer aldı. Çevresiyle iyi ilişkileri, kişiliği ve karakteri ile insanları etkileyen, etrafında toplamayı başarabilen yapısı, 2005 yılında Çeçenistan İçkeriya Devleti Başkanı tarafından kendisine verilen Fahri Konsolosluk görevi ile birleşti ve eşin bu davanın Türkiye’deki kilit ismi oldu. Yürüttüğü faaliyetler çoğunlukla insanların temel haklarını kazanmaları adınaydı. Hiçbir zaman hukuka ve ahlaka aykırı bir eylemde bulunmadı. İnsan olmanın, Müslüman olmanın ve Türk vatandaşı olmanın gereklerini layıkıyla yerine getirdi.

MİT’I·N TAKİBİNDEYKEN ÖLDÜRÜLDÜ!

Ancak bizler aile olarak her zaman, idi istihbarat servisleri bir yana, Türk istihbaratının takibinde olduğu bir hayat yaşadık. Oturduğumuz her semtte semt sakinlerine, komşularımıza, hakkımızda sorular sorularak araştırmalar yapıldı. Halen oturmakta olduğumuz muhitte, bundan birkaç yıl önce dahi komşularımızın ifadesiyle sivil birkaç kişinin kendilerini polis diye tanıtarak eşim ve ailemin yaşamı, yaptıkları hakkında sorular sorduklarını  öğrendim. Eşimin insanlık adına yaptığı hizmetlerden ve haklı bir davaya verdiği destekten dolayı hayatı mercek altına alınmışken, Ankara’nın merkezinde, kendi ofisinde onu öldüren failin ve arkasındakilerin, olayın üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen bulunamamaları, TC Devleti, emniyet ve istihbarat kurumları adına utanç verici bir tablo, ailesi olarak bizler için de derin kuşku ve üzüntü yaratan bir durumdur.

ÇEÇENLERİN SURİYE’DE PİYON OLARAK KULLANILMASINA KARŞI ÇIKTI

Özellikle son dönemlerde, Suriye savaşında Çeçenlerin piyon olarak kullanılmalarına karşı çıkan ve Çeçenlerin kendi bağımsızlık mücadelesinde rol almalarını savunan eşim, ABD’deki Boston saldırısı olayına da iki Çeçen gencin adının karıştırılmasına, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamadabüyük tepki göstermişti. Devletlerin ali menfaatlerinin, insanların yaşama haklarından üstün olamayacağını savunmaları beraber, eşimin bu muhalif tutumu ve açık sözlülüğünün birden çok devletin ali menfaatine ters düştüğünü, eşimin öldürülmesinin perde arkasında ve faillerinin yakalanamaması ve olayın aydınlatılamamasında bu türden bir nedenin var olduğunu düşünmekteyim. Aile olarak her geçen gün adaletin tecelli edeceğine inancımız azalmakta, bu olayın sümen altı edildiğine inancımız artmaktadır. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen hakkımızı aramaktan ve gerçekleri ortaya çıkarmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

İSTİHBARAT BİRİMLERİNİN ROLÜ YA DA iHMALİ ARAŞTIRILSIN!

Önlü ailesinin avukatı Erdal Doğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Medet Önlü cinayeti soruşturmasının derinleştirilmesi ve eksikliklerin giderilmesi istemiyle yaptığı başvuruda şunları söyledi:
“Müvekkilin soruşturma dosyasına sunduğu, görgü, bilgi ve taleplerini içeren dilekçesi dikkate alındığında; Medet Önlü’nün çok önceden, katledilme tarihine kadar yakın takip altında bulunduğu anlaşılmaktadır. Önlü’nün, Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu görevi ve Çeçen ulusunun bağımsızlık davası için sürdürdüğü çalışmaları dikkate alındığında, kendisinin bu süre içinde yalnız yerli değil yabancı istihbarat örgütlerinin de takibi altında olması şaşırtıcı değildir. Önlü, Çeçenlerin milli davasına zarar verdiğini düşündüğü bir olgu ve algıyla da mücadele eden ender Çeçen liderlerinden biridir. Çeçenlerin çeşitli örgüt ve çevrelerce kullanılmaması için verdiği mücadele kamuoyunca yakından bilinmektedir. Bu nedenle MİTve Emniyet İstihbaratı’nın Önlü ve ailesinin takip edilme faaliyetlerinden habersiz olduğu düşünülemez.

TETİKÇİYİ HAVALİMANINDA KARŞILAYAN TÜRK DE ARANIYOR

Soruşturma dosyasında cinayeti organize ettiği gerekçesiyle hakkında kırmızı bülten çıkarılan Rusya Federasyonu pasaportlu Rizvan Ezbulatov’un Türkiye’ye çok sık giriş -çıkış yaptığı görülmektedir. Bu kişinin Türkiye’ye İstanbul Atatürk Havalima’nından en son giriş yaptığı 17 Nisan 2013 tarihinden, cinayetin işlenmesinden 2 gün sonrası 24 Mayıs 2013 tarihinde Atatürk Havalimanı’ndan çıkış yapışına dek dosyada yeterli derecede bilgi bulunmaması soruşturmanın en önemli eksiği olarak görünmektedir. Yine Ezbulatov’u Türkiye’ye son giriş yaptığı Atatürk Havalimanında gece yarısı özel araçla karşılayan E.G adlı kişi ve çevresiyle ilgili derinlikli bir araştırmanın yapılmamış olması da büyük eksikliktir. Ezbulatov’un Türkiye’de geçirdiği süre içinde, diğer zanlılarla ilişkisi, Ankara’da keşif amaçlı buluşmaları hiç araştırılmamıştır. Ezbulatov ile birlikte hareket eden ve halen yakalanamayan Türk vatandaşı diğer kişilerin İstanbul ve Ankara’da cinayet için haftalarca hazırlık yapmalarına, defalarca olay yeri keşfi yapmalarına rağmen, geniş bir örgütlenme ağına ve insan kaynağına sahip MİT ve Emniyet İstihbarat birimlerinin ellerindeki bilgileri adli mercilerle paylaşmış mıdır?Zanlıların tüm teknik ve fiziki imkanlar kullanılarak yakalanması ve bu konuda ihmali olan görevlilerin tespit edilerek gereğinin yapılması saygılarımızla talep olunur.”

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26852728.asp

 

T24: Öldürülen Çeçen konsolosunun eşi: Benim kalbim artık terörist

T24 isimli internet gazetesi, Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Ankara’da 22 Mayıs 2013 tarihinde ofisinde vurularak öldürülen Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Türkiye Fahri Konsolosu Medet Önlü’nün eşi Leyla Eser Önlü, kocasının hayatının tehlikede olduğunu bildiğini ancak bir Türk tarafından öldürüleceğini düşünmediğini söyledi.

1.5 yıl süren soruşturmada halen faillerin yakalanmamasına isyan eden Leyla Eser Önlü, “Ben 20 yıldır eşimin hayatının tehlikede olduğunu biliyordum. Ama ben Ruslardan böyle bir saldırı olacağından endişelenirken, vatanım dediğim bu topraklarda yetişen bir Türk’ün eşimi öldüreceğini düşünmedim. Ölümden acı şeyler de var. Eşimin faillerini bu devlet bulamadı. Benim kalbim artık terörist” dedi.

Avukatları Erdal Doğan ile birlikte soruşturmanın akıbetini öğrenmek için Ankara Adliyesi’ne gelen Leyla Eser Önlü, cinayetten sonra ilk kez T24’e konuştu.

Önlü, şunları söyledi: “Eşim Çeçenlerin kullanılmasına izin vermiyordu. Onları bir araya getiriyor, birleştirici bir rol oynuyordu. Bu durum birilerini rahatsız etti. Ben 20 yıldır onun hayatından hep endişe ettim. İstanbul’daki cinayetlerden sonra bu endişelerim daha da arttı. Ona bu endişemi dile getirdiğimde ‘ben abdestiz gezmiyorum, merak etme bir şey olmaz’ diyordu. Eve geç gelse evham yapıyor hemen arıyordum binaya girişini camdan bekler, apartmana girdiğinde 2 dakika gecikse apartmanın içerisinde bir şey mi yaptılar endişesiyle çıplak ayakla ona bakmaya iniyorum.

‘Aklıma eşimi bir Türk’ün öldüreceği gelmedi’

Ancak hiç aklıma eşimi bir Türk’ün öldüreceği gelmedi. Rus tarafından bu saldırıyı bekliyordum. Bazı şeyler ölümden daha acı geliyor. Beni vatanım dediğim, vatanım bildiğim bu toprakların vatandaşları tarafından eşimin öldürülmesi kahretti. Biz bu topraklarda hiçbir suça karışmadık, devlete millete zarar vermedik. Adliyeye bile yolumuz düşmedi. Ama bugün buralardayız. Bu vatanı sevdik. Benim kalbim artık terörist.

Şu an kocamın katilini bulamayan bu devlet beni hayal kırıklığına uğrattı. Buna rağmen bu topraklarda bu acı ile yaşamak zorundayım. Bu güne kadar devlet bulur diye sustum. 3 çocuğumu babasız bırakan katilleri bulamıyor devlet. Ancak bundan da ümidimi kestim.”

‘Cinayeti sulandırmak istediler’

“Eşimin öldürülmesi çok planlı bir şekilde gerçekleştirildi. Olayı Rusya’ya yıkmak için Çerkezlerin sürgün yıl dönümüne denk getirildi. Daha sonra sanki ticari boyutu varmış gibi bir iddia ortaya atmaya çalıştılar. Ticari hava vermek istediler. Ancak bunların hiçbirisinin doğru olmadığı ortaya çıktı. O dönemde TEM’de görevli Hamza Bayındır isimli müdür özverili çalışıyordu. Bana katilleri bulmak için elinden geleni yapacağını söyledi.

Ancak 17 Aralık’tan  sonra onun TEM şubeden alındığını öğrendik. Eşim 20 yıldır günlük tutar tüm hayatı kayıt altındadır. Ben o günlükleri teslim ettim. Onları, kamera kayıtlarını, telefon hts’lerini incelediler. Katilleri tespit ettiler ancak yakalayamadılar. Bu olayın arkasında olan herkesin bulunmasını hesabının sorulmasını istiyorum.”

‘Bir gün önce öldürmeyi planlamışlar’

“Cinayeti işleyen Murat Aluç, bir gün önce ofise gitmiş, koruma polisi Şakir Yılmaz’ı görünce bir şey yapmadan çıkmış. O gün Şakir olmasa cinayeti o gün gerçekleştireceklerdi. Olay günü ben zaten hep tedirgindim, o gün de aynı şekilde içimde kötü bir his vardı. Saat 9.00’da eşimi aramaya başladım. 11.30’a kadar cevap vermeyince kaynımı aradım. Medet’e ulaşamıyorum dedim, o da koruma Şakir Yılmaz’ı aramış o ofise gittiğinde eşimin cansız bedeni ile karılaşmış, 112, 155’i aramış bizi aradı.”

‘Uyuduğunu düşündüm’

“Oğlumla beraber biz ofise gittik. Eşim başını masaya koymuş vaziyette duruyordu. İlk önce olayın şoku ile uyuduğunu düşündüm. Önden baktığında kanı çok fark etmedim. Daha sonra sandalyenin arkasında kan birikintisini gördüm. Oğlum babasını o halde gördü. O günden sonra devletin failleri bulacağını düşündük. Ama oğlumda o halde gördüğü babasının katillerini bulamayan devlete karşı güvenini kaybetti.  Masada öylece duruyordu. Yanı başında seccadesi serili, ayakları çıplaktı, çantasını toparlamış masaya bırakmıştı, eve gelmek üzere hazırlığını yapmıştı.”

‘Cinayeti planlamışlar…’

“Daha sonra emniyette iş yerine ait görüntüleri izledik. Eşim ofisten çıkmak isterken bu katillerden  Rizvan Ezbulatov  büro telefonunu aramış, o telefonda iken daha önce referans ile eşimle görüşen tetikçi Murat Aluç kapıyı çalmış. Eşimin bir huyu vardı kapıyı açar, tanıdık biri ise direkt içeri önden giderdi. Aynı şekilde telefonu masaya bırakarak, kapıyı açmış içeri gitmiş, masasına oturmuş. O esnada, tetikçi silahı doğrultmuş Medet elini yüzü hizasına kadar kaldırmış parmaklarının arasından kurşun boynunda şah damarına isabet etmiş, ardından ikinci kez boynuna sıkmış. Başı masaya düşünce gelip bir de ensesinden sıkmış. Eşim çok iyi bir insandı. O tetikçi onun 10 dakika gözlerine bakarak sohbet etse ona kıyamazdı. Ama bunu bildiği için direkt ateş etmiş.”

‘Yurt dışına kaçmalarına nasıl göz yumuldu?’

“Cinayetten sonra bu şahıslar nasıl bulunamadı, kimlikleri tespit edildi. Yurt dışına çıktıkları, İstanbul’da oldukları söylendi. Bu kişilerin kaçmasına kimkimler yardım etti. Devlet bunu nasıl çözemiyor? Ya da bu katillerin kaçmasına nasıl göz yumuldu? Bunların üzerine gidilemedi.”

‘Yazıcıoğlu ile yakın arkadaştı’

“Eşim rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile yakın arkadaştı. Onu aradığı zaman Yazıcıoğlu ikilemez, çoğu zaman kendisi çıkar gelirdi. Yazıcıoğlu geçirdiği helikopter kazasından kısa bir süre önce eşimle arabada baş başa bir görüşme yapmıştı. Devlet onun da ölümünü çözemedi. Eşimin katillerinden Murat Aluç,  2009 yılında Karadeniz’de Çeçen  gecesi düzenleyen ve eşimi de davet eden Adnan Aluç’un kardeşidir. Bu bağlantıların araştırılması gerekiyor. Ayrıca eşimin öldürülmesinden iki ay önce koruma polisinin silahları hakkında idari soruşturma olduğu gerekçesiyle alındı.

Bu da dikkat çekiciydi. Bunların hiçbiri incelenmiyor. Neden silahlarını aldılar. Çok iyi niyetli, gözü gönlü bol bir insandı. Kin gütmezdi. Çeçenler için çok mücadele verdi. Bir dönem odasında ortam dinleme cihazı böcek buldu. Daha sonra o böceği Çeçen uyruklu olan birinin koyduğunu tespit etti. Bu kişi Rusya’ya iade edilecekti. İade edilmemesi için çok uğraştı. Ona ‘neden sana bunu yapıyorsun, seni dinlettirdi. Bunu nasıl göz ardı ediyorsun’ dedim. Ama onu umursamadı. Korumak istedi.

Tüm hayatı Çeçen mücadelesi için geçti. Ayrıca hiç kimseyi ayırmazdı, Kürtmüş, Lazmış, Çerkezmiş, Türkmüş herkese eşit mesafedeydi. Bu yüzden de iyi ilişkileri ve çevresinde sözü geçen biriydi. Eşim faili belli faili meçhule kurban edildi.”

T24: İşte Çeçen konsolos suikastına ilişkin polis fezlekesi

T24 isimli internet gazetesi, Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti Türkiye Fahri Konsolosu Medet Önlü suikastı ile ilgili Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 48 sayfalık fezlekeyi haber yaptı

2013 yılında Ankara’daki ofisinde boynundan iki, ensesinden bir kez ateş edilerek öldürülen Önlü cinayetine dair polisin düzenlediği 48 sayfalık fezlekede, 5’i Türk biri Rus uyruklu 6 şüpheli yer aldı.

Şüphelilere, Önlü’ye ait telefon numaraları, cinayet sonrası binadaki güvenlik kameraları ve Medet Önlü’ye ait ajandanın incelenmesi sonucunda ulaşıldığı fezlekede şöyle anlatıldı: “Olay gününe ilişkin ofisin bulunduğu binanın güvenlik kameraları görüntüleri öncelikli olarak incelenmiş, 22.05.2013 günü saat 17.45 sıralarında polis memuru Ş. Y.’ın Medet Önlü’nün ofisinden ayrıldığı, daire kapısını gören güvenlik kamerasından tespit edilmiştir.

Bu saatten itibaren 180-185 cm boylarında mavi tişörtlü koyu pantolon giyimli elinde şapka olan ofise giriş yaptığı saat 19.07’ye kadar ofise herhangi bir şahsın giriş-çıkış yapmadığı, söz konusu şahsın saat 19.07 sıralarında belirtilen ofise girdiği, saat 19.10 sıralarında ofisten hızlı adımlar ile başında tanınmamak amacıyla taktığı değerlendirilen bir şapka ile çıktığı tespit edilmiştir. Sonrasında da polis memuru Ş. Y. ile sekreter S. K.’ın Medet Önlü’nün kardeşinin istediği üzerine Önlü’nün ofiste bulunup bulunmadığını kontrol etmek için ofise giriş yaptıkları saat 23.55’e kadar ofise herhangi bir şahsın giriş yapmadığı tespit edilmiştir.”

“Güvenlik kameraları görüntüleri incelendiğinde, 22.5.2013 günü saat 19.07’de ofise giren ve 19.10’da ofisten çıkan şahsın 18.5.2013’te 11.29’da giriş 11.32’de çıkış ve 12.13’de giriş ve 12.26’da çıkış yaptığı, 21.5.2013’te 17.53’te giriş 17.55’te Medet Önlü’nün ofisinden çıkış yaptığı anlaşılmıştır.”

“Sekreter S. K.’nın maktul Medet Önlü’nün günlük olarak yaptığı bütün işlemleri ve görüşmüş olduğu şahısları Kiril alfabesi ile ajandasına not ettiğini belirtmesi üzerine C. savcısından gerekli araştırma talimatı alındıktan sonra ajanda üzerinde tercüman vasıtasıyla yapılan çalışmada;

Ajanda da yazılı notlarla ilgili olarak, ofisin bulunduğu binanın güvenlik kamera görüntüleri, elde edilen telefon numaralarına ilişkin HTS kayıtları ve baz bilgileri üzerinde çalışma ve birbirleri ile karşılaştırmalar yapılmıştır.”

“Söz konusu şahsın Medet Önlü’nün ofisine gelişi hakkında ajandada da not olup olmadığı konusu araştırılmış; 18.05.2013 tarihine ilişkin alınan notta ‘K. Bey geldi R.İstanbul 700 TL getirdi’ , 21.05.2013’te ‘K. BeyR. geldi gitti’ şeklinde notların bulunduğu dikkate alındığında K.AK isimli şahısla ilişkisi olduğu ya da K. AK isimli şahsın R. AK isimli şahsın referansı ile Medet Önlü’nün ofisine geldiği değerlendirilmiştir.”

Fezlekede, HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda Medet Önlü’nün R. K. olarak ajandaya aldığı notta geçen şahsın R. E. olduğunun belirlendiği anlatıldı. Daha sonra söz konusu şahıslarla irtibatlı olan kişilerin yine HTS ve kamera görüntüleri ile kimliklerinin tespit  edildiği ifade edildi.

Cinayet ertesi telefon konuşması

Cinayetin olduğu gün fezlekeye şöyle yansıdı: “R. E. isimli şahsın kullandığı ve baz bilgisi İstanbul adresini gösteren 0 554 ……. numaralı telefon ile maktul Medet Önlü’nün sabit telefonun saat 19.03 ve 19.06 sıralarında arandığı ve 77-97 saniyelik iki görüşme yapıldığı, ardından saat 19.07 sıralarında M. A.’nın Medet Önlü’nün iş yeri kapı zilini çaldığı ve kapının açılması ile içeriye girdiği, aynı şahsın 22.5.2013 günü saat 19.10 sıralarında ofis kapısını açmak suretiyle kafasında koyu renkli şapka takılı vaziyette, hızlı adımlarla merdivenleri inerek bina çıkışından 52 numaralı binaya yakın yerde hazır bekleyen gri renkli hachback tipi bir araç ile olay yerinden ayrıldıkları güvenlik kameraları görüntülerinden tespit edilmiştir. Akabinde saat 19.14 sıralarında M. A. kullanmış olduğu ve baz bilgilerinden Kızılırmak Çankaya Ankara adresini gösteren 0 507 ……. numaralı telefon ile olayın azmettiricisi olan R. E. isimli şahsı aradığı ve 29 saniyelik bir görüşme yaptıkları tespit edilmiştir. Bu görüşmede M. A.’nın eylem sonrası R. E.’yi arayarak eylemi gerçekleştirdiğini söyleyen bir görüşme yaptığı değerlendirilmiştir.”

Yeni Şafak’ın Medet Önlü haberine tekzip

Yeni Şafak gazetesi bugün (20 Temmuz 2014’te) internet sitesinde Medet Önlü suikastiyle ilgili kamuoyunu katilin kimliğiyle ilgili yanıltıcı nitelikte bir haber yayınlamıştır. “Medet Ünlü’yü öldüren belli oldu” başlığıyla yayınlanan haberde, geçen yıl gerçekleşen suikastın hemen ardından medyada zaten yayınlanmış olan bir video yeniymiş izlenimi verilerek, cinayeti işleyenin “Çeçen uyruklu” olduğu iddiasıyla sunulmuştur.

Yeni Şafak gazetesi bugün (20 Temmuz 2014’te) internet sitesinde Medet Önlü suikastinde katilin kimliğiyle ilgili kamuoyunu yanıltıcı nitelikte bir haber yayınlamıştır.  “Medet Ünlü’yü öldüren belli oldu” başlığıyla yayınlanan haberde, geçen yıl gerçekleşen suikastın hemen ardından medyada zaten yayınlanmış olan bir video kaydı yeniymiş izlenimi verilerek, cinayeti işleyenin “Çeçen uyruklu” olduğu öne sürülmüştür.

Medet Önlü suikastı ardından Emniyet, Yeni Şafak’ın yayınladığı kaydın yanısıra olay mahallinde bulunan ve katilin eşgalinin net bir şekilde görüldüğü görüntüleri medyayla paylaşmıştı. Soruşturmanın gelen ihbarlar doğrultusunda yürütülmesiyle, suikastı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Murat Aluç’un gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Murat Aluç, cinayetin üzerinden bir seneden fazla geçmesine rağmen halen tamamlanamayan soruşturmanın, halen yakalanamamış katil zanlısıdır. Murat Aluç’a yardımcılık ve şoförlük ettiği kesin delillerle tespit edilen diğer bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ömer Peltek de suikastın suç ortağı olarak aranmaktadır. Medet Önlü’nün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde serbestçe dolaşan katilleri Türk uyrukludur ve 15 aydır yakalanamamaktadır. Zanlılar arasında yabancı uyruklu olan tek kişi, cinayetin azmettiricisi olarak aranan ve hakkında kırmızı bülten çıkarılmış olan Rizvan Ezbulatov’dur.

Soruşturmaya dair yukarıda paylaştığımız bilgiler suikastın ardından defalarca kamuoyuyla paylaşılmış olmasına rağmen, üstelik Yeni Şafak’ta da yer almış olmasına rağmen gazetenin kamuoyunu yanıltıcı nitelikteki bu haberini iyi niyetle bağdaştırmakta güçlük çekiyoruz. Bu haberin, 19 Temmuz 2014 tarihinde T24 isimli internet gazetesinde Medet Önlü’nün eşiyle yapılmış bir röportajın yayınlanmasının hemen ardından ortaya çıkmasını da manidar buluyoruz. Yeni Şafak Gazetesi’ni yaptıkları bu yanlış haberi düzeltmeye davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Medet Önlü için Adalet Komitesi

 

 

Medet Önlü Suikastı soruşturmasının yeni avukatı Erdal Doğan

Avukat Erdal Doğan, Medet Önlü için Adalet Komitesi’nin girişimiyle, üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halen bir ilerleme kaydedilemeyen Medet Önlü Suikastı soruşturturması için Önlü ailesinin avukatlığını üstlendi. Erdal Doğan daha önce Hrant Dink cinayeti davasında Dink ailesinin avukatlığını da yapmıştı. Halen Zirve Yayınevi katliamı, İsmail Beşikçi Vakfı’nın başkanına yönelik…

Avukat Erdal Doğan, Medet Önlü için Adalet Komitesi’nin girişimiyle, üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halen bir ilerleme kaydedilemeyen Medet Önlü Suikastı soruşturturması için Önlü ailesinin avukatlığını üstlendi.

erdal_dogan
Avukat Erdal Doğan

Haziran ayında Medet Önlü’nün ailesinden vekalet alan Avukat Erdal Doğan, geçtiğimiz günlerde Savcılık’a başvuru yaparak soruşturmanın derinleştirilmesini talep etti.

Olayın üzerinden bir yıldan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen, yapılan soruşturmanın bir türlü yakalanamayan tetikçi ve etrafındaki 3-5 kişiyi kapsayan dar bir çerçevede tutulduğuna işaret eden Doğan, dosyada cinayetin arkasındaki gerçek ilişki ağına dair hiçbir bilgi bulunmamasına dikkat çekti. Özellikle suikastın azmettiricisi Rizvan Ezbulatov’un ilişkilerinin tespit edilmesini isteyen Erdal Doğan, şimdiye kadar MİT’in ve Emniyet İstihbarat’ın soruşturmaya yardım etmek üzere yeterince bilgi sağlamadığını ifade etti.

Erdal Doğan’ın bu talebine ilgili kurumların nasıl karşılık vereceği, Medet Önlü için Adalet Komitesi’nin merak ettiği yakından izlediği bir konu.

İmza Kampanyası Uzatıldı

Medet Önlü İçin Adalet! imza kampanyası süresiz olarak uzatıldı. Daha önce suikastın 1. yıldönümü olan 22 Mayıs 2014’te tamamlanması planlanan kampanya soruşturmada herhangi bir ilerleme gerçekleşmemesi; katilin, suç ortağının, azmettiricisinin veya bu suçta parmağı olan hiç kimsenin yakalanmamış olması sebebiyle uzatıldı. Bu durum böyle devam ettiği sürece destek olmak isteyen herkesin imzasına açık olacak.

Medet Önlü İçin Adalet! imza kampanyası süresiz olarak uzatıldı. Daha önce suikastın 1. yıldönümü olan 22 Mayıs 2014’te tamamlanması planlanan kampanya soruşturmada herhangi bir ilerleme gerçekleşmemesi; katilin, suç ortağının, azmettiricisinin veya bu suçta parmağı olan hiç kimsenin yakalanmamış olması sebebiyle uzatıldı. Bu durum böyle devam ettiği sürece destek olmak isteyen herkesin imzasına açık olacak.

Kampanyaya katılmak için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Medet Önlü İçin Adalet! Komitesi