Medet Önlü için Adalet! Basın Toplantısı Yapıldı

16 Nisan 2014 Çarşamba günü Taksim Hill Otel’de Kafkasya Forumu ve İnsan Hakları Derneği tarafından Medet Önlü Suikastiyle ilgili basın toplantısı gerçekleştirildi. Kafkasya Forumu üyesi Alper Hraça, İnsan Hakları Derneği temsilcisi Meral Çıldır ve Medet Önlü’nin kızı Zalina Önlü’nün katıldığı toplantıda basın açıklaması Kafkasya Forumu üyesi Alper Hraça tarafından okundu.

16 Nisan 2014 Çarşamba günü Taksim Hill Otel’de Kafkasya Forumu ve İnsan Hakları Derneği tarafından Medet Önlü Suikastiyle ilgili basın toplantısı gerçekleştirildi. Kafkasya Forumu üyesi Alper Hraça, İnsan Hakları Derneği temsilcisi Meral Çıldır ve Medet Önlü’nin kızı Zalina Önlü’nün katıldığı toplantıda basın açıklaması Kafkasya Forumu üyesi Alper Hraça tarafından okundu.

basin_toplanti

Okunan Basın Açıklamasının tam metni şu şekilde; 

Saygıdeğer Kamuoyu ve Değerli Basın Mensupları

Medet Önlü’nün, 22 Mayıs 2013 tarihinde Ankara’da uğradığı bir suikastla hayatını kaybetmesi üzerinden onbir ay geçti. Aradan geçen zamana rağmen bugüne dek ne bir zanlı yakalanabildi, ne de dosyası tamamlanıp dava açılabildi. Emniyet ve Yargı’nın kuşku uyandıran uygulamalarının yanısıra siyasi iradenin görmezden gelen tutumu, Önlü’nün geride bıraktığı ailesine adaleti kamu vicdanında aramaktan başka çare bırakmadı. Ailenin adalet çağrısına cevap veren bizler, bir delil karartma süreciyle karşı karşıya olduğumuz endişesini taşıyoruz.

Güvenlik ve istihbarat birimlerinin içine düştükleri zaafiyet, devlet kurumlarının soruşturmayı gölgeleyecek tavırları, ortaya çıkan uluslararası bağlantılara rağmen Hükümet’in tepkisizliği, suikastın sebepleri ve bağlantıları üzerine derin kuşkular uyandırmaktadır.

Tesadüfen Ortaya Çıkan Deliller ve Yetersiz Soruşturma 

Suikast sonrasında, katil zanlılarının ve azmettiricinin kimliğinin belirlenmesini sağlayan deliller, hesapta olmayan bir kamera ve varlığını kimsenin bilmediği Önlü’ye ait Çeçence yazılmış bir günlük sayesinde bulunmuştur. Suikastın hemen ardından, saldırıyı medyaya ticari bir mesele olarak servis etme çabasına düşen Emniyet’in senaryosu, hesapta olmayan bu kanıtlarla bozulmuştur.

Emniyet yetkilileri delilleri toplama ve yapılan ihbarları değerlendirme konusularında isteksiz davranmış, soruşturmayı neticelendirecek adımlar atmamışlardır.

Yakalanıp Bırakılan Zanlılar 

Tetikçi Murat Aluç’un şoförlüğünü yapan Ömer Peltek, suikast ardından polis tarafından gözaltına alınmıştır. Tetikçiyle birlikte gerçekleştirdiği keşif çalışmaları kamera kayıtlarıyla tespit edilmesine rağmen Peltek, suç ortağının cinayeti işleyeceğinden haberi olmadığı savunmasıyla polis tarafından serbest bırakılmıştır. Ömer Peltek hakkında daha sonra çıkarılan yakalama kararı, kayıplara karıştığı için gerçekleştirilememektedir.

Yine cinayetin azmettiricisi olduğu, önce Önlü’nün günlüğü, ardından telefon kayıtları ve kamera görüntüleriyle tespit edilen Rizvan Esbulatov ise havaalanında gözaltına alınmış, gelen talimatla serbest bırakılmıştır.

Tamamlanamayan Dava Dosyası, Açılamayan Dava 

Suikası gerçekleştirenler ve azmettirici açıkça ortaya çıkmış olmasına rağmen, on aydır dava dosyası tamamlanmadığı gibi, soruşturmanın genişletildiğine dair herhangi bir işaret de söz konusu değildir. Gizlilik kararı konulan dava dosyasına hukuken yetkili olmalarına rağmen Önlü ailesinin ve avukatlarının erişimine izin verilmemiştir. Dosyanın akıbeti belirsizdir. Emniyet daha önce basına sızan delillerin dahi varlığını reddeder bir tutum içindedir. Özellikle

Rusya vatandaşı olan azmettiriciye dair çok kesin bilgiler mevcutken, Emniyet bu şahısla ilgili hiçbir bilgiye ulaşılamadığını iddia etmektedir. Bu gelişmeler, yetkililerin delil karartma çabası içinde olduğu izlenimini uyandırmaktadır.

Hükümet’in Sessizliği 

Medet Önlü hakkında siyasi iradeyi temsilen bugüne dek herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Hükümet, sorumluların bulunması yönünde çaba içerisinde olduğunu dahi gösterme gereği duymamıştır.

Suikastın azmettiricisi Rizvan Esbulatov, Rusya Federasyonu vatandaşı olmasına rağmen Hükümet tarafından bugüne dek yapılmış bir iade talebi veya herhangi bir diplomatik girişim söz konusu değildir. Hükümet’in onaylarcasına büründüğü sessizlik soru işaretleri yaratırken, yeni tehdit ve saldırı ihtimallerine kapı aralamaktadır.

Kamuoyumuzu uyarmak istiyoruz: Ülkemiz, görev ihmal ve suistimalleri sarmalında işlenen bir cinayetle daha karşı karşıyadır. Siyaset ve devlet kurumları adeta koordineli bir şekilde soruşturmayı yavaşlatmakta, sorumluların yakalanmaması için elinden geleni yapmaktadır. Soruşturma her geçen gün delil karartma ihtimalinin ağır bastığı bir seyirde yürümektedir. Biz aşağıda imzası bulunan örgütler, en temel hak olan yaşam hakkını hiçe sayan bu zihniyete karşı dikilmek için bugün Önlü ailesinin yanında yerimizi aldığımızı ilan ediyoruz. Suikastın tüm sorumluları bulunup adalete teslim edilinceye dek bu davanın peşini bırakmayacağımızı bildiriyor, kamuoyunu adalet çağrımıza destek olmaya çağrıyoruz.

 

Medet Önlü Suikastı’na yönelik Emniyet, Yargı ve Hükümet’in tutumlarıyla ortaya çıkan 8 soru: 

1) Tetikçi, suikaste yönelik temaslarını muhbirlerle izlendiği bilinen bir mahallede gerçekleştirmiş ve niyetini yakın çevresinde duyurmuştur. Suikast öncesinde Ankara’da pek çok keşif gerçekleştiren tetikçinin girişimi istihbarat tarafından nasıl gözardı edilebilmiştir?

2) TBMM, Başbakanlık ve Genel Kurmay binalarına son derece yakın bir konumda gerçekleştirilen suikast ardından zanlı, tüm kamera ve takip imkanlarına rağmen kaçmayı nasıl başarabilmiştir?

3) Tetikçi Murat Aluç’u suikast noktasına taşıdığı kamera kayıtlarıyla belirlenen Ömer Peltek gözaltına alındıktan sonra nasıl serbest bırakılabilmiştir? Aluç’un cinayet işleyeceğinden haberi olmadığını söylemesi, bırakılması için nasıl yeterli olabilmiştir? Suikastın en önemli şüphelisi nasıl takip altına alınmamıştır?

4) Tetikci Murat Aluç’un yeri hakkında suikast sonrası gelen ihbarlardan hiç biri operasyonla neticelenmemiş, planlanan operasyonlar gerekçe göstermeden iptal edilmiştir. Yurtdışına çıkma olasılığı çok zayıf olan tetikçi aradan bir yıl geçmesine rağmen neden yakalanamamaktadır?

5) Suikastin azmettiricisi Rizvan Esbulatov neden olaydan 2 gün sonra havaalanında tutuklanıp serbest bırakılmıştır? Sadece ilgisi olmadığını söylemesi yeterli midir?

6) Önlü’nün günlük notlarında 30 Nisan’da buluştuğunu belirttiği azmettirici Rızvan Esbulatov hakkında, dava dosyasında neden hiçbir bilgi bulunmamaktadır? Olaydan sonra Emniyet güçleri bu kişiyi mobese kameralarından neden takip etmemiştir? Hükümet, nerede olduğu bilinmesine rağmen, Esbulatov’un iadesi için neden hiç bir girişimde bulunmamıştır?

7) Emniyet tüm delilleri bir kaç haftada toplamasına rağmen dosyayı savcılığa neden 4 ay sonra vermiştir? Önlü’nün yakınları ve müdahil avukatlar, hakları olmasına rağmen neden aylar boyunca dosyaya erişim sağlayamamıştır?

8)Suikast gerçekleştiği günlerde medyada genişçe yer bulmasına rağmen, Hükümet yetkilileri neden suikastle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmamıştır?

 

İnsan Hakları Derneği

Kafkasya Forumu

16.04.2014

Medet Önlü için Adalet! Basın Toplantısı

Medet Önlü için Adalet Kampanyası çerçevesinde harekete geçen İnsan Hakları Derneği ve Kafkasya Forumu, soruşturma sürecini değerlendirerek kamuoyu oluşturma mücadelesi başlatmıştır. Mücadelenin ilk adımında görev ihmali ve delil karartma şüphelerinin yoğunlaştığı soruşturma sürecinde yaşanan çarpıklıklara dikkat çekmek üzere Önlü’nün ailesinin de katılacağı bir basın toplantısı düzenlenecektir.

Hatırlanacağı gibi Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Medet Önlü, 22 Mayıs 2013’de Ankara’da  gerçekleştirilen bir suikastle hayatını kaybetmişti. Suikast zanlıları tesadüfen ortaya çıkan delillerle bir kaç hafta içinde belirlenmişse de, aradan yaklaşık bir sene geçmesine rağmen soruşturma tamamlanamamış ve dava açılamamıştır.

Medet Önlü için Adalet Kampanyası çerçevesinde harekete geçen İnsan Hakları Derneği ve Kafkasya Forumu, soruşturma sürecini değerlendirerek kamuoyu oluşturma mücadelesi başlatmıştır. Mücadelenin ilk adımında görev ihmali ve delil karartma şüphelerinin yoğunlaştığı soruşturma sürecinde yaşanan çarpıklıklara dikkat çekmek üzere Önlü’nün ailesinin de katılacağı bir basın toplantısı düzenlenecektir.

Kamuoyunun bilgilerine sunulur…

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

KAFKASYA FORUMU

Yer: Taksim Hill Otel

Tarih: 16 Nisan 2014

Saat: 12:00 – 13:00

 

Medet Önlü Suikastı’yla ilgili 8 soru

1-) Tetikçi, suikaste yönelik temaslarını muhbirlerle izlendiği bilinen bir mahallede gerçekleştirmiş ve niyetini yakın çevresinde duyurmuştur. Suikast öncesinde Ankara’da pek çok keşif gerçekleştiren tetikçinin girişimi istihbarat tarafından nasıl gözardı edilebilmiştir?
2-) TBMM, Başbakanlık ve Genel Kurmay binalarına son derece yakın bir konumda gerçekleştirilen suikast ardından zanlı…

1)  Tetikçi, suikaste yönelik temaslarını muhbirlerle izlendiği bilinen bir mahallede gerçekleştirmiş ve niyetini yakın çevresinde duyurmuştur. Suikast öncesinde Ankara’da pek çok keşif gerçekleştiren  tetikçinin girişimi istihbarat tarafından nasıl gözardı edilebilmiştir?

2) TBMM, Başbakanlık ve Genel Kurmay binalarına son derece yakın bir konumda gerçekleştirilen suikast ardından zanlı, tüm kamera ve takip imkanlarına rağmen kaçmayı nasıl başarabilmiştir?

3)  Tetikçi Murat Aluç’u suikast noktasına taşıdığı kamera kayıtlarıyla belirlenen Ömer Peltek gözaltına alındıktan sonra nasıl serbest bırakılabilmiştir? Aluç’un cinayet işleyeceğinden haberi olmadığını söylemesi,  bırakılması için nasıl yeterli olabilmiştir? Suikastın en önemli şüphelisi nasıl takip altına alınmamıştır?

4) Tetikci Murat Aluç’un yeri hakkında suikast sonrası gelen ihbarlardan hiç biri operasyonla neticelenmemiş,  planlanan operasyonlar gerekçe göstermeden iptal edilmiştir. Yurtdışına çıkma olasılığı çok zayıf olan tetikçi aradan bir yıl geçmesine rağmen neden yakalanamamaktadır?

5) Suikastin azmettiricisi Rizvan Esbulatov neden olaydan 2 gün sonra havaalanında tutuklanıp serbest bırakılmıştır? Sadece ilgisi olmadığını söylemesi yeterli midir?

6) Önlü’nün günlük notlarında 30 Nisan’da buluştuğunu belirttiği azmettirici Rızvan Esbulatov hakkında, dava dosyasında neden hiçbir bilgi bulunmamaktadır?  Olaydan sonra Emniyet güçleri bu kişiyi mobese kameralarından neden takip etmemiştir? Hükümet, nerede olduğu bilinmesine rağmen, Esbulatov’un iadesi için neden hiç bir girişimde bulunmamıştır?

7) Emniyet tüm delilleri bir kaç haftada toplamasına rağmen dosyayı savcılığa neden 4 ay sonra vermiştir? Önlü’nün yakınları  ve müdahil avukatlar, hakları olmasına rağmen neden aylar boyunca dosyaya erişim sağlayamamıştır?

8) Suikast gerçekleştiği günlerde medyada genişçe yer bulmasına rağmen, Hükümet yetkilileri neden suikastle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmamıştır?

 

Fehim Taştekin’den Çeçen cinayetleri ve Medet Önlü Suikastı üzerine

Bu cinayetlerin ardındaki Rusya bağlantısının sorgulanması ve ortaya çıkarılması davanın niteliği ve içeriği açısından gerekli bir durum. Şu an bir iddianame var, ancak iddianamenin ne kadar sağlam olduğunu bilmiyoruz. Mahkeme süreci şeffaf işlerse, o zaman durum netleşecek. Fakat, mesela Medet Önlü’nün cinayeti çok daha dikkat çekiciydi. Bu konuda kayda değer bir gelişme olmadı. Önlü’nün yakınları bu olayın örtbas edildiğini savunuyorlar…

Radikal Gazetesi Dış Haberler Şefi Fehim Taştekin, Çeçen cinayetleri soruşturmalarından birinin tamamlanması ve dava açılması üzerine Rusya’nın Sesi Radyosu’na verdiği röportajda bazı değerlendirmelerde bulundu. Medet Önlü Suikastına da değinen Taştekin’in açıklamaları şu şekilde:

“Rusya, Kafkasya’da bir savaş yürütüyor, savaşın tarafları belli. Bu savaşın bir takım hesaplaşmalara yol açtığı, yurt dışında da bu hesaplaşmaların yaşandığını biliyoruz. Daha önce başka ülkelerde de böyle cinayetler işlendi. Bu cinayetlerin ardındaki Rusya bağlantısının sorgulanması ve ortaya çıkarılması davanın niteliği ve içeriği açısından gerekli bir durum. Şu an bir iddianame var, ancak iddianamenin ne kadar sağlam olduğunu bilmiyoruz. Mahkeme süreci şeffaf işlerse, o zaman durum netleşecek. Fakat, mesela Medet Önlü’nün cinayeti çok daha dikkat çekiciydi. Bu konuda kayda değer bir gelişme olmadı. Önlü’nün yakınları bu olayın örtbas edildiğini savunuyorlar. Şu anki dava, İstanbul’daki cinayetlerle ilgili. Biraz bekleyeceğiz ve tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışacağız. Şu ana kadar Türk polisinin bu konuya çok önem vermediğine dair bir izlenim vardı. Ne oldu da birden bire böyle bir iddianame hazırlandı. Açıkcası bunu çok bilmiyoruz. Türkiye ile Rusya’nın ilişkilerinin çok hızlı bir şekilde öne çıktığı bir dönemde olması nedeniyle davayla ilgili siyasi bir veçhe var mı yok mu buna da bakmak gerekiyor. Benim kişisel bakışım, bu cinayetlerin ivedilikle açığa çıkarılması, Rusya ve Türkiye’nin bunun için işbirliği yapması yönünde. İki ülkenin dostane ilişkileri bunu gerektiriyor. Ancak şu ana kadar bu olmadı.”

TÜRKİYE VE RUSYA ARASINDA KRİZ YARATIR MI?

Türkiye, cinayetle suçlanan kişilerin iadesini talep ederse, Rusya’nın buna vereceği yanıt ne olur? Taştekin’e göre, Rusya’nın bu durumda Ankara’ya diplomatik izahat vermesi gerekebilir. Ancak Taştekin, Türkiye’nin siyasi nedenlerden dolayı davayı sonuna kadar götürmesini beklemiyor.

“Bence Türk hükümeti uzun zamandan beri Rusya’yla ilişkilerini tehlikeye atmaktan kaçınıyor. Bu hükümetin politikası da değil, Mavi Akım projesiyle bir stratejik ortaklık kurulduğundan beri Türkiye, Rusya’yı Kafkasya üzerinden herhangi bir şekilde rahatsız edecek eylemlerden uzak durmaya devam ediyor. Şu anda hükümet ABD ve AB ile sorunlar yaşarken, çok önemli ekonomik ilişkiler kurduğu Rusya ile ilişkilerini bozacak adımlar atacağını sanmıyorum. Ankara’nın ne diyeceğini bilmiyoruz, davayı siyasi olarak değerlendirebilir. Doğal olarak Türkiye cinayetle suçlanan kişilerin iadesini Rusya’dan talep edebilir. Rusya’nın da bunun diplomatik olarak bunun izahını yapması gerekir. Fakat şu anda Türkiye’de çok fazla dava siyasi tartışmalara da yol açtığı için Türkiye’nin bunu isteyip istemeyeceğini de bilmiyoruz. Savcı isteyebilir ama sonuçta bu mesele dışişleri ile de bağlantılı olacağı için diplomatik kanallar devreye girmek zorunda. O noktada hükümet bu davanın seyrini değiştirecek adımlar atabilir. Ben hükümetin bu davayı sonuna kadar götürebileceğini sanmıyorum. Eğer davayı daha ileri taşımak isterse Rusya ile diplomatik bir gerilimin yaşanacağını söyleyebiliriz. Rusya da bunu gördüğü için davanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunup işbirliği yapmaktan kaçınacaktır. Başbakan Erdoğan, çıkıp da “paralel devlet”in işidir derse hiç şaşırmam. Hükümete yakın, “paralel devlet” söylemi savunan bazı kesimler şöyle bir yorum yapabilir: “Gülen Cemaati’nin Rusya ile ilişkileri bozuk, son dönemde okulları kapatıldı, cemaatin Rusya’da bastırdığı kitaplar mahkeme kararlarıyla yasaklandı, Türkiye’deki hükümetle arası da iyi olmadığı için cemaat hem Rusya’yı hem de Türkiye köşeye sıkıştıran bir hamle geliyor.” Böyle bir yorum gelirse şaşırmamak gerekir. Ama tartışılmaması gereken şey, ortadaki cinayetlerin aydınlatılması gerekiyor. Hem Türkiye için hem Rusya için hem de ikili ilişkilerin gelişmesi için bence bu alanda işbirliği yapılmalı. Ben yıllardır, Rusya ve Türkiye’nin Kafkasya üzerinden bir hesaplaşmaya girişmek yerine barışı tesis etmek için ortak proje geliştirmeye çalışmaları gerektiğini söylüyorum. İki ülke de karşılıklı olarak hassasiyetlere dikkat etmeli. Bu dava sağlıklı bir şekilde değerlendirilirse, iyi bir başlangıç olabilir”

 

Kaynak:

http://www.rsfmradio.com/2014_02_19/Cecen-cinayetleri-davasinda-iddianame-hazir/

 

 

 

Medet Önlü Suikastı ‘Sil Baştan’ Programında Tartışıldı

Kafkasya Forumu tarafından başlatılan “Medet Önlü için Adalet” kampanyasının duyurulmasının ardından, Kelemet Çiğdem Türk Kaçkar TV’de sunduğu ‘Sil Baştan’ programında bu kampanyaya yer verdi. Kafkasya Forumu aktivisti Alper Hraça’nın katıldığı program, 14 Ocak 2014 tarihinde yayınlandı.

Kafkasya Forumu tarafından başlatılan “Medet Önlü için Adalet” kampanyasının duyurulmasının ardından, Kelemet Çiğdem Türk Kaçkar TV’de sunduğu ‘Sil Baştan’ programında bu kampanyaya yer verdi. Kafkasya Forumu aktivisti Alper Hraça’nın katıldığı program, 14 Ocak 2014 tarihinde yayınlandı.

Medet Önlü’nün, katledildiği suikastın ve yakın zamanda başlatılan imza kampanyasının detaylarıyla konuşulduğu programda Hraça, kampanya çerçevesinde önümüzdeki dönemde yapılacakları da kamuoyuyla paylaştı.

Kafkasya Forumu’ndan IHH Başkanı Bülent Yıldırım’a Cevap

İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın kurumuna yönelik uluslararası komplo iddialarını dillendirdiği bir söyleşisi, 3 Ocak 2014 tarihinde Yeni Şafak gazetesinde yayınlandı. Yıldırım bu söyleşide kendisini hedef alan İsrail güdümlü bir suikast timinin varlığından bahsederken, Medet Önlü suikastını da paralel bir gücün…

Vicdan, Hukuk, Ahlak ve Bülent Yıldırım

İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın kurumuna yönelik uluslararası komplo iddialarını dillendirdiği bir söyleşisi, 3 Ocak 2014 tarihinde Yeni Şafak gazetesinde yayınlandı. Yıldırım bu söyleşide kendisini hedef alan İsrail güdümlü bir suikast timinin varlığından bahsederken, Medet Önlü suikastını da paralel bir gücün gerçekleştirdiğini ifade etti. Suikastın üzerinden aylar geçtikten sonra, bilgisi olduğunu iddia etmesine rağmen şimdiye dek suikastın aydınlatılması yönünde yetkilileri bilgilendirmek adına hiçbir adım atmayan Yıldırım’ın bu ifadeleri, açıkça kamuoyunu yanıltmakta, failler ve suç ortaklarıyla ilgili şaibe yaratmaktadır.

Hatırlanacağı gibi Medet Önlü, 22 Mayıs 2013’te, Ankara’daki ofisinde uğradığı bir suikast ile katledildi. Ofisinin bulunduğu apartmana suikastten kısa bir süre önce tesadüfen monte edilmiş bir kameranın görüntüleri ve Önlü’nün kişisel günlüğünde bulunan bilgiler sayesinde tetikçi, suç ortağı ve azmettirici kesin olarak tespit edildi. Buna göre azmettirici Rizvan Esbulatov, Rusya Federasyonu vatandaşı bir şahıs ve Rusya yanlısı Çeçen Başkan Ramzan Kadirov ile bağlantılı olduğu düşünülüyor. Türkiye’den kiraladığı tetikçi Murat Aluç ve onun suç ortağı Ömer Peltek ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. Bu kişilerden bazıları olayın hemen sonrasında gözaltına alınmış olsa da delil yetersizliği sebebiyle serbest bırakıldı ve hemen “kayıplara karıştı”.

Medet Önlü Suikastı,

* Uluslararası boyutlarına rağmen Hükümet’in hiçbir açıklama yapmadığı,

* Tamamı tespit edildiği halde faillerin hiçbirinin şu ana kadar yakalanmadığı,

* Bir kısmının ilk etapta gözaltına alındığı halde şaibeli bir şekilde serbest bırakıldığı,

* Yetkililerin görevini yapmaktansa Önlü’nün yakınlarını oyalayarak konuyu kamuoyu gündeminden uzak tutmaya çalıştığı ve,

*  Bizzat siyasi irade tarafından örtbas edildiğini düşündüren

bir sürecin içindeyken, İHH Başkanı’ndan gelen bu açıklama son derece kuşku uyandırıcıdır.

Türkiye, devlet aygıtının paramparça olduğu bir dönemden geçiyor. Çok merkezli bir güç savaşının içinde bloklar dağılıp yenileri kuruluyor. Tarafların birbirini suçlamak veya biraz daha meşruluk kazanmak adına her türlü araca başvurduğu, bütün toplum kesimlerine ulaşmaya çalıştığı bir ortamdayız. Bülent Yıldırım ve başkanlığını yürüttüğü İHH, artık açıkça bu güç çatışmasının bir parçası haline geldi.

Ortada en azından bir haklının bulunduğundan dahi emin olamadığımız bu süreçte, güç odaklarından herhangi birinin yanında yer almayı reddediyoruz. Ancak, son iktidar döneminde karşı karşıya kaldığımız ve takipçisi olacağımızı söylediğimiz faili meçhul cinayetlerin, yine bu güç odaklarınca malzeme edilmesine sessiz kalacak değiliz.

Suikasta dair bilgisi olduğu izlenimini vererek ve suikastı İsrail odaklı bir gruba havale ederek Bülent Yıldırım açıkça,

– Medet Önlü, ailesi ve toplumunun yaşadığı mağduriyet üzerinden meşruluk çalarak Vicdan’ı

– İşlenmiş bir cinayetin faillerini çarpıtarak Hukuk’u

– Hükümet’in bu cinayetlere karşı sessizce onaylayan tavrını örtbas ederek Ahlak’ı

ayaklar altına almıştır.

İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ı, derhal içine düştüğü yanlıştan sıyrılmaya, kamuoyunu yanıltmaktan, yetkilileri yanlış yönlendirmekten vazgeçmeye, Medet Önlü’nün hatırasından, ailesinden ve uğruna mücadele ettiği halkından özür dilemeye davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Kafkasya Forumu

09.01.2013

http://www.caucasusforum.org/tr/vicdan_hukuk_ahlak_bulent_yildirim/